Ülißkilendirmeler II Fatoß †stek: Kafede karßÝlaßmamÝz gŸzel bir baßlangÝ� oldu. BaßladÝÛÝmÝz konußmaya ayrÝntÝlÝ olarak devam etmek keyifli olacak. Bu sšyleßiye �eßitli a�Ýlardan yaklaßmanÝn anlamlÝ olacaÛÝnÝ dŸßŸnŸyorum. Bu sergi, sizin TŸrkiyeÕde uzun zamandÝr ÐGaleristÕteki sergileriniz dÝßÝndaÐ ger�ekleßtirdiÛiniz ilk kißisel serginiz olacak. Bu anlamda yayÝnÝnÝn da šnemli bir konumu var. Sizinle yapÝlan sšyleßilere, Ÿretiminiz Ÿzerine yayÝmlanan yazÝlara ve internet ortamÝnda sizin hakkÝnÝzda �Ýkan bilgilere gšz attÝÛÝmda, TŸrkiyeÕde �ok fazla bir tanÝnÝrlÝÛÝnÝzÝn olmadÝÛÝ, belli baßlÝ bazÝ Ÿretimleriniz dÝßÝnda bilgi sahibi olunmadÝÛÝ dikkatimi �ekti. TŸnelÕde bulunan heykeliniz en fazla tanÝnan ve Ÿzerine konußulmuß olan ißiniz. Bu doÛrultuda, bu sšyleßinin ißlerinizi, sizin Ÿretim dinamiklerinizi paylaßÝma a�mak anlamÝnda šnemli bir yeri olduÛunu dŸßŸnŸyorum. SorularÝma baßlamadan šnce eklemek istediÛim bir nokta daha var: Bu sšyleßinin soru-cevap tekdŸzeliÛinde ger�ekleßmesinden ziyade; ißleriniz, sanat yaklaßÝmlarÝ, sanat Ÿretimi ve �eßitli kavramlar Ÿzerine ger�ekleßen keyifli bir sšyleßi olmasÝnÝ anlamlÝ buluyorum. Bu noktada kendimi sorularla sšyleßiye ilk itkiyi veren olarak konumluyorum. Pek �ok yazar, eleßtirmen ve kŸratšr tarafindan heykel, fotoÛraf, video mediumÕlarÝnÝ, enstalasyon, animasyon ve mŸdahale (intervention) dillerini kullanan bir sanat�Ý olarak tanÝmlanÝyorsunuz. Andrea SchliekerÕle yaptÝÛÝnÝz bir sšyleßide, Ÿretiminiz yerdeÛißtirme veya yeniden yerleßtirme, hareket ve engelleme Ÿzerinden tanÝmlanÝyor. Ben, sizin de bir�ok sšyleßinizde belirttiÛiniz gibi, Ÿretimlerinizi heykel olarak deÛerlendiriyorum. Heykel nosyonunu farklÝ mediumÕlarÝ kullanarak a�ÝmladÝÛÝnÝzÝ dŸßŸnŸyorum. Ayße Erkmen: Evet, daha šnceki bir�ok sšyleßimde de sšylediÛim gibi ŸrettiÛim ßeyin heykel olduÛunu dŸßŸnŸyorum. Bu yaptÝÛÝm iß; bir ses ya da bulunmuß bir taß veya dans eden bir gen� de olsa, bu Ÿretimlerimin herbirinin birer heykel ya da heykel Ÿzerine, dolayÝsÝyla sanat Ÿzerine bir Ÿretim olduÛunu dŸßŸnŸyorum. F.†.: Heykel Ÿzerine �alÝßmalarÝnÝzÝn en iyi šrneÛi 1997 yÝlÝnda MŸnsterÕde ger�ekleßen sergi i�in yapmÝß olduÛunuz proje olsa gerek. Bu iß, aslÝnda MŸnsterÕdeki katolik kilise ile yapmak istediÛiniz bir proje sonucunda ortaya �ÝkmÝßtÝ. KiliseÕnin dÝß cephesine asÝlmak Ÿzere yelkovan ve akrebin eßit uzunlukta olduÛu bir saat šnerisinde bulunmußtunuz ve šneriniz geri �evrilmißti, bunun Ÿzerine ikinci bir šneride bulunduÛunuzda, kilise sergi kŸratšrleri ile baÛlantÝya ge�erek, tekrar bir šneride bulunursanÝz sizin kilise sÝnÝrlarÝ dahilinde hi�bir proje ger�ekleßtirememeniz i�in kural koyacaklarÝnÝ a�ÝklamÝß, siz de bunun Ÿzerine kilisenin ŸstŸnde ÐhavadaÐ bir proje yapmaya karar vermißtiniz. Ve Ulusal MŸzeÕnin deposunda bulunan heykelleri belirli sŸrelerle Ðdšrt gŸn, bir hafta,...Ð kilisenin karßÝsÝnda bulunan mŸzenin �atÝsÝnda sergilemeye karar vermißtiniz ve bu heykeller Ulusal MŸzeÕnin deposundan alÝnarak mŸzenin �atÝsÝna helikopterle taßÝnmÝßtÝ. Helikopterle mŸzeye gelirken kilisenin Ÿzerinden ge�iyordu. A.E.: MŸnster Sculpture Project 10 yÝlda bir tekrarlanan bŸyŸk bir sergi, bir heykel sergisi. BahsettiÛiniz proje de doÛrudan heykelle ilgili bir iß. Heykelin fonksiyonlarÝ, kendi i� olußumu, heykelin konumlanmasÝ ve tŸm bu edimler sÝrasÝnda nasÝl bir sŸre�ten ge�iyor olduÛunu gšz šnŸnde tutarak mŸzenin deposundan ßehire, mŸzeye, ßehirden depoya geri dšnen bir heykelin serŸveni Ÿzerine bir iß yaptÝm. Heykelin mŸzenin Ÿzerinde konumlanmasÝ, onun geldiÛi yeri ißaretliyor, mŸzenin Ÿzerinde belirli sŸrelerle sergilenmeleri, orada beklemeleri bir sanat yapÝtÝnÝn mŸzedeki bekleyißine gšnderme yapÝyor. Heykellerin a�Ýk havada taßÝnmasÝ onlarÝn geldikleri yere geri dšnŸßlerini de gšrŸnŸr kÝlÝyor, �ŸnkŸ her zaman bir geri dšnŸß var: Sanat yapÝtÝ i�in bir mŸzenin koleksiyonunda bulunmak onun sergilendiÛi zamanlar dÝßÝnda mŸzenin deposuna geri dšnŸßŸnŸ de i�erir. Bu anlamda bu iß, bir sanat kurumunun ißleyißi, bir sanat yapÝtÝnÝn kurumsallaßma sŸrecini de gšrŸnŸr kÝlÝyor. ‚oÛu ißlerimde buna benzer bir ißleyiß sšz konusu. †retim, dŸßŸncenizin sunuma dšnŸßmesi sŸrecinde ge�irdiÛi dšnŸßŸmle ve kazandÝÛÝ katmanlarla olußuyor. F.†.: Ulusal mŸzedeki heykelleri, duraÛan bir Ÿslupta sunmadÝnÝz. Heykeller kapalÝ ara�larla bir yerden baßka bir yere taßÝnarak sergilenmek yerine, ßehrin Ÿzerinde a�Ýk havada taßÝnarak sergi mek‰nlarÝna ulaßtÝ. Bu Ÿretimi tanÝmlarken bahsini ettiÛiniz dšnŸßŸme bir šrnek olabilir mi? A.E.: Tabii, sšylediÛiniz gibi o heykel doÛrudan mŸzenin Ÿzerinde konumlandÝrÝlsaydÝ, bu projenin anlam katmanlarÝ daha az olurdu. MŸzenin Ÿzerine taßÝnmasÝ, heykelin ya da sanat yapÝtÝnÝn bir yerden bir yere gitmesinin gšrŸnŸr olmasÝ šnemli ve bu proje šzelinde reddedilmenin, yasaklanmanÝn karßÝsÝnda durmak anlamlÝ oldu. AynÝ zamanda helikopter ile taßÝnmasÝ, doÛrudan sinema tarihine gšnderme yapÝyor: Fellini'nin "Dolce Vita"sÝna. Üßin formu buradan esinlendi. Benim i�in ge�mißte yapÝlmÝß, šncesi olan Ÿretimlerin de šnemi var doÛal olarak. Helikopter sahnesi FelliniÕnin ÒDolce VitaÓ filminin a�ÝlÝß sahnesi. Filmde havuz kenarÝnda gŸneßlenen kadÝnlar helikopter ile taßÝnmakta olan Üsa heykelini gšrdŸklerinde tedirgin bir ßaßkÝnlÝk i�ine girer. AynÝ reaksiyon, MŸnsterÕdeki izleyici i�in de ge�erliydi. Helikopterin �ÝkardÝÛÝ gŸ�lŸ sesi duyarak gškyŸzŸne bakanlar taßÝnmakta olan bir heykel gšrdŸklerinde onun ne heykeli olduÛunu merakla karÝßÝk ßaßkÝnlÝkla izlediler. Bu proje ile ilgin� bir karßÝlaßma ve baÛlantÝ doÛdu, filmdeki kadÝnlar ile MŸnsterÕdeki izleyici arasÝnda bir birleßme olußtu. F.†.: Üzleyicinin helikopterle taßÝnmakta olan bir heykel gšrdŸÛŸnde onun sanat eseri olduÛuna kanaat getirmesi bir heykelin bir yerden baßka bir yere sergilenmek i�in taßÝnÝyor olduÛunu dŸßŸnmesi olasÝlÝÛÝndan �ok daha az. †retimin sŸrecini de gšrŸnŸr kÝlmak ve hatta sŸrecin Ÿretimin kendisi olmasÝ kavramsal sanatla birlikte šnem kazanmÝß durumda. Sculptures on Air (Havada Heykeller) baßlÝklÝ bu ißinizde hazÝr bir Ÿretim sunmak yerine sadece sŸrecin ve ißleyißin gšrŸnŸr olduÛu bir Ÿretim sšz konusu. A.E.: SŸreci ayrÝntÝlarÝyla ve �Ýplak olarak gšstermekten bahsedebiliriz, �ŸnkŸ bir sanat yapÝtÝ paketlenmeden ve saÛlam kasalarÝn i�ine konulmadan taßÝnmaz. Tabii ki aykÝrÝlÝklar bu ißi sanat yapÝtÝna dšnŸßtŸrŸyor. Benim i�in diÛer šnemli noktalar, bu iß kapsamÝnda, bir sanat yapÝtÝnÝn baßÝna gelenler! Koleksiyon par�asÝ olmak, gšsterilmek, taßÝnmak, izlenmek, diÛer bir sanat yapÝtÝnÝn yerine ge�meyi beklemek, geri dšnmek... gibi bir�ok ßey. Tabii beÛenilmek ve "gŸzel" olmak da bu ißin par�asÝ... F.†.: †retimlerinizdeki gšrsellik deÛinmek istediÛim konulardan biri. BŸtŸn ißlerinizdeki estetiÛin incelikli aßamalardan ge�miß olduÛunu dŸßŸnŸyorum. Her sanat Ÿretiminin ya da her gšrsel ŸrŸnŸn bir estetiÛi vardÝr, bu estetiÛin dÝßavurumu o ißin Ÿretmeyi ama�ladÝklarÝyla paralellik taßÝr. Bu noktada estetik kavramÝnÝn Ÿst dŸzey beÛeni ile aynÝ olmadÝÛÝnÝ, estetiÛin gšrsel formun dili olduÛunun altÝnÝ �izmenin šnemli olduÛunu dŸßŸnŸyorum. Sizin Ÿretiminizi incelikli bir estetik anlayÝßÝnÝn ŸrŸnleri olarak deÛerlendiriyor olmamÝ bazÝ ißleriniz Ÿzerinden a�Ýmlamak istiyorum. InnsbruckÕda bulunan TaxipalaisÕde 2003 yÝlÝnda ger�ekleßtirdiÛiniz Stoned baßlÝklÝ kißisel serginizden bahsetmek istiyorum. Bu sergideki ißiniz MŸnsterÕdeki ißinizle paralellik kuruyor. Cam tavanlÝ sergi mek‰nÝna tavanda bir yerleßtirme yapmÝßtÝnÝz. Innsbruck daÛlarÝndan se�ilen bir taß cam tavan Ÿzerine yerleßtirilmißti. Bu taß amorfluÛu ve boyutuyla gŸ�lŸ bir estetik sunuyor ve dolayÝsÝyla gŸ�lŸ bir duygu Ÿretiyordu. A.E.: InnsbruckÕdaki yerleßtirme i�in kullandÝÛÝm taß, šzellikle aranÝp, bulunup, se�ilmiß olan bir taß. Benim i�in o taßÝn gŸ�lŸ olmasÝ gerekli. NasÝl bir taß istendiÛinin resmi �izilerek, yollandÝ. Onlar Innsbruck'da, daÛlarda �izimime benzer bir taß bulmaya �alÝßtÝlar ve bana �eßitli taß fotoÛraflarÝ yolladÝlar. Ben de bana yollanan šrneklerden birini se�tim. DolayÝsÝyla o mek‰nda konumlanan taß herhangi bir taß deÛil, Ÿzerine �alÝßÝlmÝß ve bazÝ se�imler nedeniyle oraya getirilmiß olan bir taß. Wim Wenders ÒEasy RiderÓ filminin neden �ok iyi bir film olduÛunu ßšyle tanÝmlar: ÒÕEasy RiderÕ �ok iyi bir film �ŸnkŸ Dennis Hopper �ok iyi bir yšnetmen, Peter Fonda �ok iyi bir senaryo yazarÝ ve oyuncu, L‡szl— Kov‡cks �ok iyi bir kameraman.Ó Bence her aßamada kaliteyi ya da kalitesizliÛi en etkili bi�imde ger�ekleßtirmeye �alÝßmak gerekli. †retim Ÿzerine �ok �alÝßmam gerekiyor. Yine de emin olmak olanaksÝz. InnsbruckÕdaki sergide herhangi bir taßÝn etkisi ile se�ilmiß bu taßÝn etkisi aynÝ olmazdÝ. DŸßŸncenizi etkili bir ßekilde gšstermeye �alÝßÝyorsanÝz, Ÿretiminizin her etmeni Ÿzerine dŸßŸnmek ve �alÝßmak gerekiyor. Bu sergide tehlike kavramÝ šnemliydi ve tehlikenin en tehlikeli ßekilde algÝlanmasÝ i�in onu destekleyecek bir taß olmasÝ gerekliydi. Bana yollanan šrnek fotoÛraflarÝndan yaptÝÛÝm se�imde o taßÝn "gŸzel" bir taß olmasÝ yani etkili bir taß olmasÝ gerekiyordu ve o taßÝn gŸcŸ o sergiyi tehlikeli kÝldÝ. F.†.: Estetik Ÿzerine ya da gŸzel kavramÝ Ÿzerine konußmak istiyor olmamÝn nedenlerinden biri de Ÿretimin estetiÛinin sorumluluk barÝndÝrÝyor olmasÝ. Sanat�Ý Ÿretimini Ôbu bir sanat eseridirÕ sšzŸyle tanÝmladÝktan sonra, o ŸrŸnŸn bir sanat eseri olup olmadÝÛÝ tartÝßmasÝ yerine, onun nasÝl bir sanat yapÝtÝ olduÛu neler Ÿretip ŸretemediÛi Ÿzerine tartÝßmayÝ daha anlamlÝ buluyorum. Bu noktada o sanat yapÝtÝnÝn ŸrettiÛi estetik šnemli bir noktaya tekabŸl ediyor. Sanatsal Ÿretimde algÝnÝn yeniden Ÿretimi, šncelikli olarak, sanat�Ý-ŸrŸn-izleyici dŸzleminde ger�ekleßiyor. KarßÝ karßÝya kaldÝÛÝmÝz her ßey ve o her ßeyin algÝsÝ sadece gšrŸp ge�tiÛimiz bir an veya duygu olmaktan �ok, taßÝdÝÛÝmÝz, belleÛimizde yer eden bir algÝya dšnŸßŸyor. Bu nedenle karßÝ karßÝya kalÝnanÝn hangi estetik eÛilimleri ŸrettiÛi šnemli. A.E.: Hangi estetik eÛilimleri ŸrettiÛi ÐyapacaÛÝnÝz ißin gereksinimlerine baÛlÝ olarak deÛißirÐ iß bence etkili olmalÝ, heyecan vermeli. Üzleyiciyi tetiklemeli, kendini gšstermeli, ilgi �ekmeli ve tabii ki tŸm bu edimlere olanak saÛlayabilmek i�in izleyiciye duygular ulaßtÝrabiliyor olmak gerekli. Bu duygularÝn sadece hoß duygular olmasÝ gerekmez, kštŸ duygular ya da sÝkÝntÝ uyandÝran duygular da olabilir. …rneÛin, ben sÝkÝcÝ filmleri veya sÝkÝcÝ sanat eserlerini šzellikle severim. Tum bu duygular i�inde en az eÛlenceli olanÝ ve �ok gŸzel duygular uyandÝranÝ, en az ilgimi �eker. Üzleyici i�in salt hazdan ibaret bir gšrsellik olmamalÝ. …rneÛin mŸzik, sanat yapÝtÝna mŸzik eklediÛinizde, bu izleyicinin ilk anda hoßuna gider, bir anlamda izleyiciyi tavlar. Tabii gerektiÛinde kullanÝlÝr, ben de bir�ok kez kullandÝm, ama yine de ben, ißlerimde �ok gŸzel duygu vermekten, �abuk beÛeniler Ÿretmekten ka�ÝnÝrÝm. F.†.: Neden? A.E.: MŸzik šrneÛi ile devam etmek gerekirse, mŸzik herkesin kolaylÝkla baÛlantÝ kurabileceÛi, haz alacaÛÝ durumlar yaratmada en etkili alan. Bir iße mŸzik ile eßlik ettiÛinizde izleyicinin ondan etkilenmemesi olanaksÝz. Ben de šrneÛin, bir film etkileyici bir mŸzikle ve yol gšrŸntŸsŸyle baßlarsa, o filmi sonuna kadar beÛenirim, iyi bir film deÛilse bile, bu benim zayÝf noktam. Bu yŸzden biraz duygu sšmŸrŸsŸymŸß gibi geliyor. F.†.: YapÝttan alÝnacak olan hazzÝ šnceden hazÝrlama ve belirleme olarak tanÝmlayabiliriz belki de? A.E.: Evet. Üßin esas ele aldÝklarÝnÝ da arka planda bÝrakma ihtimali de yŸksek oluyor. MŸziÛi kullanarak yaptÝÛÝm bir �ok iß oldu. …rneÛin Emre ve Dario isimli video calÝßmamÝ izleyenlerden her zaman olumlu tepkiler aldÝm. SŸrekli sergilere davet edilen, Ÿlkeden Ÿlkeye gezen bir iß oldu. Þu an bile, birka� sergide yer alÝyor. Videodaki mŸzik ve dans izleyiciyi tavlÝyor. Fakat o ißin ißaret ettiÛi baßka meseleler var. F.†.: Bu �alÝßmayÝ RenŽ BlockÕun kŸratšrlŸÛŸnŸ yaptÝÛÝ ÒÜstanbulÓ sergisi i�in, ulusallaßtÝrÝlan sanat pratiÛine eleßtiri olarak ger�ekleßtirmißtiniz. A.E.: Evet, sergi sadece Üstanbullu sanat�Ýlardan olußuyordu. Bu �alÝßmamda gen� bir oÛlan; Emre, beyaz, sonsuz fon šnŸnde, i�inde sÝk�a Üstanbul kelimesinin ge�tiÛi FransÝzca bir ßarkÝya dans ederek eßlik ediyor. Üstanbul ßarkÝsÝnÝn orijinali AmerikalÝ sanat�Ý Eartha Kitt tarafindan, bu videoda ise Italyan asÝllÝ Üzmirli sanat�Ý Dario Moreno tarafÝndan seslendirilmekte. Diller, Ÿlkeler ve yerler birbiri i�ine ge�miß durumda ve bu karÝßÝklÝÛÝn yanÝ sÝra ßarkÝ boyunca Üstanbul kelimesinin sÝkÝcÝlÝk derecesinde tekrarlanmasÝ benim i�in šnemli olan kÝstaslardÝ. Peki, bu bir Üstanbul sergisiyse, buyrun size Üstanbul der gibi... F.†.: Sanat Ÿretiminin ulusallaßtÝrÝlma ihtiyacÝ sorgulanmasÝ gereken ve sÝkÝntÝ yaratan konulardan biri. ÒÜskeleÓ sergisinden 10 yÝl sonrasÝnda da halen karßÝ karßÝya kaldÝÛÝmÝz bir durum. Ve altÝ �izilmesi gereken nokta ise Ÿretimlerin farklÝ kaynaklardan beslenerek ger�ekleßiyor olußu ÑEmre ve DarioÕda olduÛu gibi. RenŽ BlockÕun ger�ekleßtirdiÛi bir baßka sergi ise 1995 yÝlÝndaki 4. UluslararasÝ Üstanbul Bienali. Orient-ation (Oryantasyon, yšn belirleme) baßlÝklÝ bienalin konsepti, BatÝÕda �oÛunlukla kullanÝlmakta olan oryantasyon kavramÝnÝn etimolojisi Ÿzerinden bugŸne bakmak Ÿzerine kuruluydu. Oryantasyon, orient kškŸnden tŸremiß olan ve konumunu belirlemenin DoÛuÕyu belirleyerek baßladÝÛÝnÝ imleyen bir kavram. Bu sergide Wertheim ACUU baßlÝklÝ bir yerleßtirme yapmÝßtÝnÝz. A.E.: Sanat�ÝnÝn ve sanat yapÝtÝnÝn durumu Ÿzerine bir iß yapmÝßtÝm. ÜstanbulÕda bŸyŸk bir sergi yapÝlÝyor ve 100Õden fazla sanat�ÝnÝn yapÝtlarÝ birarada, birbirinin yakÝnÝnda sergileniyor. Her sanat�Ý yapÝtÝnÝ en iyi ßekilde gšsterebilmek i�in kendine yer bulmaya �alÝßÝyor. Bu ortamda, serginin baßlÝÛÝna da gšnderme yapacak, hevesli bir iß Ÿretmek istedim. Wertheim ACUU, AntrepoÕda zaten bulunan iki asansšrden birini tamir ettirip, i�ini konteyner malzemesi olan oluklu metal levha ile kaplayarak, parlak bir giysi gibi, sergi alanÝnÝn her iki katÝnda da kendini gšstermeye �alÝßan bir iße dšnŸßtŸrdŸm. Asansšr sŸrekli olarak iki kat arasÝnda gidip geliyor, her kattaki izleyiciye aynÝ anda kendini gšstermeye �alÝßÝyordu. ‚ok hevesli ve hÝrslÝ bir iß. Sanat yapÝtÝnÝn bŸyŸk sergilerdeki durumunu gšsteren. F.†.: Bruce Nauman, sanat sorular sormalÝdÝr (art shall raise questions) diyor. Sizin Ÿretiminizde de izleyici bir�ok soru ile karßÝ karßÝya kalÝyor. New YorkÕda bulunan Sculpture CenterÕdaki kißisel serginizde, izleyici avludan, bŸyŸk boyutta Ÿretilmiß olan mayÝn imajlarÝnÝn Ÿzerinde yŸrŸyerek sergi mek‰nÝna ge�iyor. Sergi mek‰nÝnda ise tavanda iki ayrÝ renkte kumaß ile yaptÝÛÝnÝz hareketli yerleßtirme ile karßÝ karßÝya kalÝyor. MayÝn imajlarÝ gerek boyutlarÝ nedeniyle gerek sizin yeniden ŸrettiÛiniz gšrŸntŸleri nedeniyle yarÝ tanÝnÝr yarÝ tanÝnmaz bir imge sunuyor. Hareketli yerleßtirme de bir�ok soruyu beraberinde getiriyor. A.E.: Bence sanat yapÝtÝ cevap vermemeli, yanÝt olmamalÝ ya da kolay bir cevap olmamalÝ veya yanÝtÝ bilmemeli, gšstermemeli ve hatta kendi cevabÝnÝ da bilmemeli. Bilmemekten kastÝm šÛretici olmamasÝ, cevaplarÝnÝn tek olmamasÝ. Ben bazÝ ßeyler anlatÝyorum ve bu anlattÝklarÝm benim Ÿretirken kendime gšre dŸßŸndŸklerim. Sanat�Ý bilen kißi olmamalÝ, bu nedenle de cevap Ÿretmemeli, yanÝtlar sunmaktansa sorular sormalÝ. Eger dŸßŸnceyi dšnŸßtŸrmezseniz soru sormak veya sorular sordurtmaktan šte kendi durumunu kanÝtlayan ya da bir ßeyler šÛreten bir konuma girersiniz. Sculpture CenterÕdaki sergide iki dŸzlem sšz konusu: Sergi mekanÝ ve avlu. DolayÝsÝyla birbirine eßit iki farklÝ alan, bu iki alanda, avlunun yerini, sergi mek‰nÝnÝn ise tavanÝnÝ kullanmayÝ se�tim. Sergi mek‰nÝnÝn tavanÝnda var olan yapÝyÝ kullanarak buraya iki ayrÝ renkte perde gšrŸnŸmlŸ kumaß yerleßtirdim. Hareket eden bu yapÝlar, bir perdenin gerilip diÛerinin aßaÛÝ dŸßmesi ve bu iki durum arasÝndaki geliß gidißlerle, sergi mek‰nÝnÝ her an yeniden tanÝmlÝyordu. Sergi mek‰nÝnÝn avlu girißinden baßka bir girißi daha vardÝ, o kapÝyÝ da kullanÝlabilir kÝlarak, perdelerin zaman zaman bu girißi de engellemesini ya da yeni bir sÝnÝr olußturmasÝnÝ ama�ladÝm. Üki girißten herbiri sergi i�in farklÝ bir deneyimi olasÝ kÝlÝyordu. Perdelerin renklerini se�erken, Pantone kataloÛunun ilk sayfasÝndan bir sÝcak bir soÛuk renk kullanmayÝ tercih ettim. Renk se�mek bana zor gelir. ‚ok se�enek var. Bu nedenle ißin temelindeki dŸßŸnceye ya da bir tesadŸfe ya da teknik bir detaya sÝÛÝnÝrÝm. Burada kataloÛun temel renkler bšlŸmŸne sÝÛÝnmam gibi! F.†.: 2006 yÝlÝnda SalzburgÕda dÝß mek‰nda ÐSalzburgÕun meydanlarÝndan birinde bulunan iki bina arasÝna biri sarÝ biri kÝrmÝzÝ ve diÛeri mavi olmak Ÿzere Ÿ� bŸyŸk top konumlamÝßtÝnÝz ÐyaptÝÛÝnÝz The Gap isimli yerleßtirmenizde de Ÿ� ana rengi kullanmanÝzÝn sebebi yine bu se�im mi? A.E.: Evet, ara renklere girdiÛinizde binlerce farklÝ renk ve kombinasyon olasÝlÝÛÝnÝz var. Bu noktada benim renk anlayÝßÝm ve renkten aldÝÛÝm zevk ißin i�ine giriyor ki ben bunun ißin dÝßÝnda kalmasÝnÝ istiyorum. F.†.: EÛer ŸrettiÛiniz yapÝt sizin dŸßŸncenizden �ÝkÝyorsa, neden zevkiniz de o ißin bir par�asÝ olmasÝn? A.E.: Bu kißisel bir konu sanÝrÝm. Neden renkleri se�mekten, renk konusunda zevkimi yansÝtmaktan ka�tÝÛÝmÝ ben de bilmiyorum. Belki buyurucu olmak istemiyorumdur. Renk konusunda kendimi tamamiyle dÝßarÝda tutmak istiyorum, binlerce renk arasÝndan bir tanesini se�mek bŸyŸk bir sorumluluk, bence. Belki de bu noktada sorumluluk almak istemiyorumdur. F.†.: Üstanbul ModernÕde Ge�mis Zaman Þimdiki Zaman sergisinde, Üstanbul ModernÕin dÝß cephesindeki ismi Ÿzerine yaptÝÛÝnÝz kaplamada altÝn sarÝsÝ kullandÝnÝz. Bu rengi se�menizdeki unsur neydi, altÝn sarÝsÝnÝn ihtißamÝ temsil etmesi, albenili bir gšrselliÛi olmasÝ mÝ? A.E.: David Elliot ile Rosa MartinezÕin yaptÝÛÝ Ge�miß Zaman Þimdiki Zaman sergisi, Üstanbul bienali kŸratšrlerini davet ederek ge�miß bienallerden sanat�Ý šnermeleri Ÿzerine kurulmuß olan bir sergiydi. Beral MadraÕnÝn beni šnermesi ile sergiye davet edildim. Ve 3. UluslararasÝ Üstanbul BienaliÕnde yapmÝß olduÛum, Aya ÜriniÕdeki pirin� yerleßtirmeyi tekrarlamanÝn anlamlÝ olmayacaÛÝna karar vererek yeni bir iß yapmak istedim. Bu yeni ißin eski iß ile baÛlantÝ kurmasÝ, ona gšnderme yapmasÝ šnemliydi. DolayÝsÝyla pirin� levha yerleßtirmesinden altÝn sarÝsÝnÝ yeni iße taßÝmak istedim. AltÝnÝ �aÛrÝßtÝrmasÝ nŸkteli bir ihtißamÝ; altÝn renginin bu yÝlÝn moda rengi olmasÝyla gŸncelin taßÝnmasÝ gibi bir�ok katmanÝ beraberinde getirdi. TesadŸfŸn de šnemli bir yeri oldu: O sÝralarda kendime aldÝÛÝm gŸmŸß eteÛin kumaß kalitesi nasÝl bir kumaß istediÛimi belirlememde etkili oldu. Üstanbul Modern olduk�a rŸzg‰rlÝ bir alanda bulunuyor. U�ucu, hafif bir kumaßla harfleri kaplamayÝ ve kumaßÝn her esintide kÝpÝrdanmasÝnÝ, ßißip inmesini istedim. Kumaß, bu iß i�in šzel olarak yapÝldÝ ve yine modaya uygun olarak harfler bŸzgŸlŸ dikißli ve bol kaplandÝ. Bir nevi harfler i�in šzel giysi Ð haute couture Ð Ÿrettim. F.†.: Son Ÿ� yÝlda ger�ekleßtirdiÛiniz kißisel sergilerinize baktÝÛÝmda, jaluzi kullanÝmÝnÝz dikkat �ekiyor: KußbakÝßÝ Manzaralar, Awesome gibi sergilerde... A.E.: Jaluzilerle ilk defa Üstanbul/Galerist'te yaptÝÛÝm KußbakÝßÝ Manzaralar sergisinde �alÝßtÝm. Sergiye ismini veren videodan yola �Ýkarak mek‰nÝ ikiye ayÝrmaya karar verdim. Mek‰n ortadan kenarlara doÛru a�ÝlÝyordu, tek bir manzara seyreder gibi... OdanÝn iki yanÝna bir oyuncak serisinden manzaralar se�tim: �imenlik, daÛlÝk,É O manzaralarÝ bŸyŸterek filmin gšsterildiÛi orta odadan yanlara doÛru, odanÝn iki yanÝndaki odalara yerleßtirdim. O iki odanÝn yanÝna a�Ýlan mek‰nlardan biri ßehre, diÛeri ise BoÛazÕa bakÝyordu. Jaluzileri bu son iki odadaki pencerelerde konumlayarak deniz manzarasÝnÝ ya da ßehir manzarasÝnÝ gšrme ve gšrmeme šnerileri sunmak istedim. F.†.: Bu yerleßtirmeyi i� mek‰n - dÝß mek‰n diyaloÛuna bir šnerme olarak okuyabilir miyiz? A.E.: Tabii, bu bir oyun aslÝnda ve jaluzi sšz konusu olduÛunda renk meselesi de ißin i�ine giriyor, dÝßarÝdan gšrŸnen renkli pencereler oluyor, yan yana dizilmiß renkler oluyor, i�erden yine renkler, malzemeler ve a�ÝlÝp kapanabilmesi, odanÝn ÝßÝÛÝ, duvarlarÝn kullanÝmÝ gibi bir�ok ßey i�i�e giriyor. Yeni Zelanda'daki Physics Room adlÝ sanat mek‰nÝnÝn ise herbiri farklÝ bir perspektife a�Ýlan altÝ penceresi bulunuyordu. O sergide de yine renk endißeleri, jaluzilerin kalÝnlÝk ve incelikleri de serginin belirleyenleri arasÝndaydÝ.Galerie Barbara WeissÕda yaptÝÛÝm sergide jaluziler pencerelere uymuyordu.Her sergide kullanÝlan jaluziler o ßehirde Ÿretilmiß olanlardÝ. KußbakÝßÝ ManzaralarÕÝn galeri sergisi olmasÝ, o ŸrŸnleri satÝßa a�Ýk kÝlÝyordu, ve o eserleri satÝn alan kißi galeriye uyan fakat kendi evine uymayan bir jaluzi alacaktÝ. Bir bakÝma galeriyi evine taßÝmak zorunda kalÝp kendine uymayan bir "sanat yapÝtÝ" alacaktÝ. Barbara WeissÕda ise ikinci bir aßamaya ge�ildi. Jaluziler zaten galerideki pencerelerden kŸ�ŸktŸ, dolayÝsÝyla koleksiyonerin evine uymayacaÛÝ gibi, galeriye de uymuyordu. Biraz daha eßit bir durum. F.†.: Bir mek‰nÝn yarÝsÝnÝ almayÝ iki ayrÝ Ÿlkede, Half of (Yarisi) JaponyaÕda, Half of Each (Herbirinin YarÝsÝ)ÓAlmanyaÕda ger�ekleßtirdiniz. A.E.: Half of ißimi 2000 yÝlÝnda TokyoÕda bulunan Galerie DeuxÕde ger�ekleßtirdim. Galerinin mek‰nÝna, mek‰nÝn yarÝsÝnÝ, yarÝsÝnÝn yarÝsÝnÝ ve yarÝsÝnÝn yarÝsÝnÝn yarÝsÝnÝ,... yerleßtirdim. Bu yerleßtirme Japon mimarisinde ÝßÝklandÝrma i�in kullanÝlan Washi k‰ÛÝdÝ kullanÝlarak yapÝldÝ. Galerinin beß deÛißik boyda maketi tavana asÝldÝ. Half of Each ise BerlinÕde bulunan Akademie der KunsteÕdeki bir grup sergisinde, sergi mek‰nÝndaki diÛer beß odanÝn yarÝsÝnÝ alarak kendi odama yerleßtirmemdi. Bu yerleßtirmede yarÝ alanlÝ yeni odalar yine tavana asÝldÝ. Burada kullanÝlan malzeme yine aynÝ k‰ÛÝt fakat konstrŸksiyon malzemesi, Japonya'daki ahßap �ubuktan farklÝ olarak u�urtma malzemesi kullanÝlarak Ÿretildi. F.†.: YarÝsÝnÝ alarak, gšrŸlmeyen fakat hissedileni, deneyimleneni gšrŸnŸr kÝlÝyorsunuz bir anlamda. Bu, KantÕÝn ÔsŸblimÕ (sublime) kavramÝna gšnderme yapÝyor sanki. Mek‰nla birlikte mek‰na šzgŸ ve onun potansiyeli ile paralel �alÝßtÝÛÝnÝz ißlerinizde bir�ok kavram farklÝ ißlerde beden buluyor. Mek‰nÝn šnerdikleri, sunabilecekleri ile Ÿretim yapmayÝ se�meniz, AgambenÕin mek‰nÝn potansiyelini tanÝmlayÝßÝyla paralellik gšsteriyor. Potansiyel sonsuz olasÝlÝklar deÛildir, her konumun, durumun potansiyeli; kendi altyapÝsÝ, tarihi, bir diÛer deyißle ge�mißi ve ßimdisiyle tanÝmlanÝr. A.E.: Mek‰nla �alÝßÝnca, mek‰na yeni bir ßey taßÝmadan, dÝßarÝdan bir ßey getirmeden, sadece mek‰nda olanlarla yetinmek hoßuma gidiyor. OdalarÝn kendine šzgŸ ayrÝntÝlarÝ, aykÝrÝlÝklarÝ... Her mek‰nÝn kendinde yapabilecekleri var. …rneÛin BerlinÕde bulunan DAAD GalerisiÕnde ger�ekleßtirdiÛim Das Haus adlÝ sergide tek yaptÝÛÝm ßey ÝßÝklarÝ aßaÛÝya indirmek oldu. IßÝklarÝ asaÛÝya indirebilmek i�in ek bir teknik �alÝßma bile yapmadÝm. IßÝklarÝn Ÿzerindeki kÝvrÝlmÝs teller zaten aßaÛÝya indirilebilmesi i�in yeterliydi, sanki bekliyordu. DAAD GalerisiÕndeki arka oda i�in ne yapabileceÛimi dŸßŸndŸÛŸmde, sizin bahsettiginiz potansiyeli ortaya �Ýkararak, orada daha šnce bir sinema sanat�ÝsÝnÝn yasamÝß olduÛundan yola �ÝktÝm. Bu da benim o odayÝ, Henny PortenÕin Ÿ� filmini yerleßtirerek bir sinema arßivine dšnŸßtŸrmeme neden oldu. Bu ßekilde zaten arßiv odasÝ olarak kullanÝlan odadan yeniden bir arßiv odasÝ olußturdum. 1999 yÝlÝnda BonnÕda bulunan sanat mŸzesinde yaptÝÛÝm More or Less (‚ok ya da Az) isimli ißte ise odalardan birinde bulunan gizli yŸk asansšrŸnŸ sergi boyunca hareketli hale getirdim. Asansšr hafif yŸkselip bir platform olußturuyor, belli bir noktaya gelip tekrar al�alÝp yerle aynÝ dŸzleme iniyordu. BonnÕdaki bu odanÝn diÛer odalardan farklÝ bšyle bir potansiyeli vardÝ. Bu nedenle bu odayÝ se�tim. AsansšrŸn burada olmasÝnÝn nedeni ise bu odanÝn mŸzenin tam ortasÝnda olmasÝ ve sanat yapÝtlarÝnÝn bu asansšr ile taßÝnarak bu odadan diÛer odalara taßÝnmasÝ. Bienal i�in yaptÝÛÝm ÒWertheim ACUUÓ gibi, hangi potansiyeli kullanacaÛÝmÝ šnceden belirledim. Kunsthalle BernÕde ise tavanÝ tamamen cam olan sergi mek‰nÝnda sadece yÝldÝzlÝ bšlŸmleri kÝrdÝm ve bu camlÝ tavanÝn Ÿzerindeki ÝßÝk almak i�in kullanÝlan gizli odayÝ a�tÝm. F.†.: Mek‰n �ok gŸ�lŸ olduÛunda, i�erdiklerini kullanmanÝza, dšnŸßtŸrmenize izin vermediÛinde, mek‰na dÝßarÝdan bir ßey gštŸrmeyi tercih ettiÛinizi sšyleyebilir miyiz? …rneÛin Ketty&Assam ißinizde, EssenÕdeki Kokerei ZollvereinÕa iki kaplan gštŸrmŸßtŸnŸz ve bŸtŸn yazÝ o mek‰nda bakÝcÝlarÝ ile ge�irmelerini saÛlamÝßtÝnÝz. ZollvereinÕin balkonlarÝndan birini de korunaklÝ hale getirerek kaplanlarÝn dÝßarÝ �Ýkabilmesini, izleyi�inin onlarÝ bir telin arkasÝndan gšrebileceÛi ßekilde planlamÝßtÝnÝz. A.E.: O balkon aslÝnda kaplanlarÝn dÝßarÝyÝ gšrmeleri, manzarayÝ seyretmeleri i�in a�ÝldÝ. ZollvereinÕa kaplanlarÝ gštŸrmemin nedeni, belirttiÛiniz gibi mek‰nÝn �ok gŸ�lŸ olmasÝndan kaynaklanÝyordu. Ateß Ÿretilen bir mek‰ndÝ ve ateß kadar tehlikeli, onunla rekabet edebilecek, onun gibi etkili bir ßey gštŸrmem gerekliydi. KaplanlarÝn gŸcŸ ve tehlikesi ve bunun getirdiÛi cazibe... Bu iß yine bir taßÝnma meselesi. Kaplanlar bu yere taßÝndÝlar ve Ÿ� ay burada yaßadÝlar, sahipleri ile birlikte. Bu onlar i�in bir yaz tatili gibiydi. F.†.: Herhangi bir mek‰nda bir sanat sergisi ya da Ÿretimi yapmadan šnce mek‰na hassasiyet gšstermenin šnemli olduÛunu dŸßŸnŸyorum. Herhangi bir sanat yapÝtÝnÝ ge�ici ya da kalÝcÝ olarak barÝndÝran mek‰nlarÝn belirli bir alt yapÝsÝ ve dÝßavurumu var. ÜstanbulÕdan šrnek verecek olursak, bienallerde Yerebatan SarnÝcÝÕnÝn kullanÝlÝyor olmasÝ, sanat�Ýlar i�in olduk�a zorlayÝcÝ bir durum teßkil ediyordu. Olduk�a gŸ�lŸ aurasÝ olan bšylesi bir mek‰nda �aÛdaß sanat eserlerini konumlamak, o mek‰nla ve direnciyle rekabet edebilecek kadar gŸ�lŸ sanat yapÝtlarÝ gerektiriyorduÑki belki o zaman o mek‰n da deÛißime uÛrayabilirdi. A.E.: GŸ�lŸ olarak tanÝmladÝÛÝnÝz iß gšrkemli ve bŸyŸk boyutlarda olmak zorunda da deÛil aslÝnda, orada konumlanacak bir iß gizli bir iß de olabilir. F.†.: Sergi mek‰nÝna taßÝdÝÛÝnÝz baßka šÛelerden bahsetmek istediÛimde bir galerinin mek‰nÝna tren raylarÝ taßÝmÝß olduÛunuz aklÝma geliyor. (Ein Weg (Tek yol), ifa galeri, Bonn, 1994) A.E.: O sergide tren raylarÝnÝ mek‰na taßÝmam o sehirle doÛrudan ilgili. ‚ocuklarÝn rŸyasÝ sŸper oyuncak trenlerin (mŠrklin) AlmanyaÕnÝn bu kŸ�Ÿk ßehrinde yapÝldÝÛÝnÝ šÛrendim. Bu beni o mek‰nda trenli bir iß yapmaya itti. Bu trenleri kullanmak istedim. F.†.: Bir odada da filmlerden kareler gšsteriliyordu. A.E.: Daha šnce yapmÝß olduÛum bir ißi bu sergiye uyarladÝm. Bu iß �eßitli filmlerden alÝnma kŸ�Ÿk bšlŸmlerden olußuyordu. Tren raylarÝnda gezen insan sahneleri. AsÝl sergi mek‰nÝna yerleßtirdiÛim raylarÝn taßÝdÝÛÝ renkleri de katarak bŸtŸn bu sahnelerin birlikte olußturduklarÝ yeni bir film yaptim. Serginin ismi Arctic MonkeysÕin ÒChoo Choo TrainÓ ßarkÝsÝndan alÝnma. F.†: Mek‰n ve uzam Ÿzerine yaptÝÛÝnÝz Ÿretimlerde, mek‰nÝn kontrolŸ (Portiport), yeniden tanÝmlanmasÝ (Das Haus, Under the Roof), tehlike altÝna girmesi (Stoned), kÝsÝtlanmasÝ (9Õ45Ó, Summertime) gibi bir�ok kavramÝ yeniden Ÿretiyorsunuz. A.E.: TŸm bu sÝraladÝklarÝnÝzÝ ger�ekleßtirmek i�in mek‰nda �ok da bŸyŸk deÛißikler yapmÝyorum. Mek‰nlarÝ kapatmak ya da bšlmek gibi bir isteÛim yok aslÝnda. 9Õ45Õ de mek‰nÝ a�Ýp kapatÝyorum ama o da tam bir kapatma deÛil. OdanÝn dar ve uzun olußu bu ißi �aÛÝrÝyor gibiydi. Mek‰n benim kißisel bir problemim belki, yoksa izleyiciye, mek‰nÝn olasÝ diÛer yŸzlerini gšstermeye �alÝßma gibi bir derdim yok. F.†.: Mek‰nÝn kißisel probleminiz olmasÝnÝ a�abilir misiniz? A.E.: Mek‰nla �alÝßmayÝ se�miß olmamÝn nedenlerini bilmiyorum, bu kendi kißiliÛimle ya da uzun sure ÐÜstanbullu bir sanat�Ý olarakÐ mek‰nsÝz �alÝßma alÝßkanlÝÛÝndan kaynaklanÝyor olabilir. Galeri ve sergi mek‰nlarÝnÝn yetersiz olduÛu dšnemlerdeki, ve belki ßu anda bile, yersiz yurtsuzlugun bir sonucu olabilir. DiÛer taraftan, mek‰n gšz ardÝ edilemeyecek bir ßey. Daha šnce yaptÝÛÝm bir ißi, bir yerleßtirmeyi bir sergi mek‰nÝndan baßka bir sergi mek‰nÝna aynÝ ßekilde gštŸremiyorum. AynÝ iß baßka bir yere rahatlÝkla gidebilecek gibi de olsa o mek‰na giderken deÛißerek gidiyor. Mek‰n, ißin kabuÛu gibi, o ißi saklayan bir kutu gibi iß ile birebir diyaloÛa giriyor. Bu deÛißtirmenin nedenlerinden biri de kendimi sÝkmamak ve tekrarlamamak olabilir. F.†.: Sanat Ÿretiminden bahsederken sanat yapÝtÝndan ve onun dÝßavurumundan da bahsetmek gerekiyor. Sanat eserinin kolay anlaßÝlÝr olußu ona tekdŸzelik katan ve kolay tŸketilebilir kÝlan bir durum. A.E.: Bir taraftan da anlamak izleyiciyi mutlu kÝlÝyor. KarßÝ karßÝya kaldÝÛÝm ßeyi anladÝm ve bununla ne yapmam gerektiÛini biliyorum, bu nedenle de ona sahip olabilirim duygusunu uyandÝrÝyor. …zellikle koleksiyonerler sšz konusu olduÛunda Ð�ok iyi koleksiyonerleri unutmak ve genelleme yapmak istemiyorumÐ en �ok satÝn alÝnan ißler genellikle ne yapacaklarÝnÝ bildikleri ißler oluyor. Mesela bir bardak alÝyorsunuz ve bu bardakla su i�eceÛinizi biliyorsunuz. Ne yapacaÛÝnÝzÝ tam olarak kestiremediÛiniz bir ißi almak ya da beÛenmek daha bŸyŸk bir cesaret gerektiriyor. F.†.: Sanat yapÝtÝnÝn hangi noktada �šzŸmleniyor ya da �šzŸmlenemiyor olduÛunu ya da �ok katmanlÝlÝÛÝnÝn boyutunu sezme a�ÝsÝndan bilgi ve gšrsel birikimin gerekliliÛini de eklemek gerekir sanÝrÝm. Stuart Hall, her gšrsel Ÿretimin belirli bir kodlama ve kod �šzme Ÿzerinden ger�ekleßtiÛini, bu durumun salt sanat eserlerine šzgŸ olmayÝp herhangi bir obje i�in de ge�erli olduÛunu sšylŸyor. BugŸn sanat eserine baktÝÛÝmÝzda ve onu �evreleyen Ÿretimi gšz šnŸne aldÝÛÝmÝzda kodlama ve kod �šzme ilißkisinin �oÛunlukla iki boyutlu bir ortamda ger�ekleßtiÛini gšrŸyoruz. GŸnŸmŸzde šzellikle kavramsal ya da �aÛdaß sanatÝn Ÿretiminde, sunumunda ve algÝlanmasÝnda beklentiler ve tutucu šnyargÝlar rol oynuyor. Objenin šnemi dŸßŸncenin ve dšnŸßŸmŸn hassas temellerinin štesinde konumlanÝyor. Tabii ki bu konuda topyekŸn bir yargÝda bulunmak da ißaret ettiÛim tutuculukla eßdeÛer bir tutum olur. Burada altÝnÝ �izmek istediÛim konu, tŸketebileceÛimizden fazla verinin Ÿretiliyor olduÛu bir ortamda bilgi Ÿretmeye zorlayan sanat yapÝtlarÝ anÝnda haz veren sanat yapÝtlarÝndan daha donuk ve anlamsÝz olarak tanÝmlanÝyor. A.E.: AnÝnda alÝnan haz Ÿzerinden de bilgi beklentisi sšz konusu. Bir nŸkte ya da yakÝnma, bazÝ politik ißlerdeki sanat�ÝnÝn kurban konumunda olmasÝ gibi durumlar hÝzlÝ bir algÝyÝ beraberinde getiriyor. Bu ŸrŸnler izleyicinin ŸzŸntŸ, sevin�, mutluluk, gibi primitif duygularÝna hitap ediyor; bu noktada o eserin anlaßÝlmak i�in bilgi beklentisi gibi bir ihtiya� ortaya �ÝkmÝyor. Bilgi zaten dŸz mesaj olarak yapÝtÝn i�inde. Bu kadar bilgiye gereksinim duyulmayan durumlarda doÛal olarak unutkanlÝk da olußuyor. Daha šnce neler Ÿretilmiß, bir ißin daha šnce yapÝlmÝß ya da yapÝlmamÝß olduÛu gibi bir�ok konu birbirine karÝßmÝß oluyor. Bu karÝßÝklÝÛÝn yol a�acaÛÝ bir�ok sÝkÝntÝlÝ durum sšz konusu aslÝnda. …rneÛin bir espri yaptÝÛÝnÝzda šnceden yapÝlmÝß ya da karßÝnÝzdakinin bildiÛi bir espriyi tekrarlamamanÝz gerekir, tekrarladÝÛÝnÝz zaman bu zaten izleyenler tarafindan bilinen bir ßaka ise sizi sa�ma sapan bir durumda bÝrakÝr. Komik bir durumdan bahsediliyor veya , daha šnce verilmiß bir bilgi sunuyorsunuz, yakÝnÝyorsunuz, zaten derdinizi herkes biliyor; ißte bu noktada sanat yapÝtÝnÝn dšnŸßtŸrme potansiyeli ortadan kalkÝyor. MedyanÝn diliyle aynÝ dili konusmak gibi, ya da belgesel kanallarÝndaki belgesellerle aynÝ Ÿretimi yapmak gibi veya standup komedi programlarÝndaki kÝsa sŸreli eÛlencelikler gibi. Sanat Ÿretiminin bu šrnekler ile yarÝßmaya girmesi kolay deÛil. F.†.: Sanat tarihini bilmenin en bŸyŸk faydalarÝndan biri entellektŸel anlamda daha geniß bir alÝntÝ yapma kapasitesine sahip olmak deÛil, gšzŸnŸzŸ eÛitmek, ŸreteceÛiniz gšrselliÛin ve algÝnÝn farkÝndalÝÛÝnÝ arttÝrmak olduÛunu dŸßŸnŸyorum. Belleksizlik belirli bir tarihe ya da akÝma baÛlÝ olmamak deÛil, dŸnŸ ve bugŸnŸ belirlememiß olmak anlamÝna da geliyor. GŸnler ve dšnemler ardÝ arkasÝna geldiÛinde bir bellek ve tarih kendiliÛinden olußuyor aslÝnda. Sanat eÛitimi de, gšzŸn eÛitimi de, tarihinin bilinmesi gibi tek boyutta ger�ekleßmiyor. Sizin sanat eÛitimi verirken ele aldÝÛÝnÝz metodlar nelerdir, bir sanat�Ý i�in sanat eÛitimi vermenin katkÝlarÝ nedir? A.E.: Bir sanat�Ý i�in uzun sŸre eÛitmenlik yapmak iyi deÛil aslÝnda. Belirli zamanlarda, aralÝklarla yapmak �ok keyifli ve gŸzel. Gen�lerle birlikte oluyorsunuz, onlarÝn nasÝl dŸßŸnŸp, nasÝl yaßadÝÛÝna tanÝk oluyorsunuz. Sanat šÛretmek her tŸrlŸ sanat yapÝtÝna karßÝ tahammŸllŸ olmayÝ da beraberinde getiriyor. Her šÛrenci bir fikir ile geliyor, her fikri, dŸßŸnceyi ayrÝntÝlÝ bir ßekilde dinleyip, anlamaya ve deÛerlendirmeye �alÝßmak ve son derece anlayÝßlÝ olmak gerekiyor. …Ûrencinin šnceki Ÿretimlerini de bilmeniz gerekiyor. Yani herhangi bir sanat�ÝyÝ deÛerlendirir gibi. En �ok bu dŸßŸncenin gšrsel bir dil kazanma sŸrecinde eÛitmen šÛrenciye yardÝmcÝ olabiliyor. Aradaki durumda, šÛrenci ile eÛitmenin durumu iki kißinin birbirine dokunmasÝ gibi, uzun uzun konußulup, oradan bir bi�ime ulaßabilmek. Bir sanat�ÝnÝn uzun sŸre eÛitmenlik yapmasÝ, sŸrekli �eßitli fikirlere a�Ýk olmasÝ, onlarÝ anlamak ve anlayÝßlÝ olmasÝnÝ beraberinde getiriyor ki, buna bir de kendi dŸßŸndŸkleri eklenirse �ok yorucu olabiliyor. F.†.: DŸßŸnceler arasÝnda kalmak, dŸßŸnŸß i�inde sÝkÝßmak sanat Ÿretiminden uzaklaßmaya da neden olabilir. Bir nevi dŸßŸndŸÛŸnŸ dŸßŸnŸyor olmanÝn, Ÿretmeyi dŸßŸnŸp, dŸßleyip, Ÿretememenin, dÝßavuramamanÝn tehlikesi. TŸm bu sÝraladÝklarÝmÝzÝn yanÝ sÝra diÛer bir sakÝncalÝ ya da ikircikli durum šÛrencinin eÛitmenine benzemesi, onun bir temsili haline gelmesi. A.E.: Bu durum benim šÛrencilerim i�in ge�erli olmadÝ, fakat olduk�a sÝk rastlanan bir durum. …Ûrencilerimin beni tekrarlamasÝ, bana benzemesi sanÝrÝm �ok sÝkÝcÝ olurdu, hatta �ok korkutucu! Benzeme, taklit etme gibi edimler diÛerine duyduÛunuz hayranlÝk sonucu edindiÛiniz ßeyler, ben šgrencilerimin bana hayranlÝk beslemesini hi�bir zaman istemedim. EÛitmenlik kavramÝ benim i�in iki kißinin eßitlik kurmasÝ ve o eßit alanda birlikte �alÝßmasÝ, fikir dŸßŸnce alÝßverißinde bulunmasÝdÝr. F.†.: Bu tutum verimli bir ilißkinin kurulmasÝ i�in šnemli bir duruß. Sizinle eßit olduÛunu hissettiÛiniz kißilerle daha farklÝ bir a�Ýdan ve belki de daha rahat bir ßekilde diyalog kurarsÝnÝz. HayranlÝk aynÝ zamanda otoriter bir konumlanmanÝn, otorite de saygÝ ve korku arasÝnda bir gelgitin ŸrŸnŸ. A.E.: UmarÝm hi�bir šÛrencim bana hayran olmamÝßtÝr. Bu hem benim hem de šÛrenci a�ÝsÝndan olduk�a saÛlÝksÝz bir ilißki olurdu. F.†.: ‚aÛdaß Sanat Ÿzerine yayÝmlanan eleßtiri yazÝlarÝnÝn �oÛunluÛunda, sanat�ÝnÝn anlatmak istediÛi, yazar ya da eleßtirmen tarafÝndan a�Ýklanmaya �alÝßÝlÝyor. Bu �aba bazen okuyucu ile ilißki kuramayacak cŸmlelerle ger�ekleßtirilmek isteniyor. Kesintili anlatÝmÝn, klasik tarzda betimlemenin šnŸne ge�ebilmek gerekiyor, sanat yapÝtÝnÝ metinde yeniden Ÿretirken. Bu noktada sanat eserini, eleßtirmen deneyimlediÛince aktarmasÝ anlamlÝ olabilir, ya da bu yaklaßÝm bir �ÝkÝß noktasÝ... Hareket nosyonu Ÿzerinden ißleyen ißlerinizde orada olmak, mek‰nÝ, hareket halinde olan objeleri, formlarÝ deneyimlemek gerekiyor. Üzleyicinin mek‰na gelmesi, durmasÝ, kalmasÝ ve mek‰nÝ terk etmesi, her sergi i�in birincil bir yapÝ. Kuckuck baßlÝklÝ serginizdeki dinamiÛi ve o dinamiÛin mek‰n ve zaman ile olan ilißkisini irdelemek gerekiyor. Gšzlemliyor olmak. A.E.: Gšzlemlemek belki ißi daha iyi hissedebilmek i�in gerekiyor, anlamaktan ziyade. F.†.: AnlamÝ kavramaktan ziyade, zebranÝn, timsahÝn hangi zaman aralÝklarÝnda hareket ediyor olduÛunu gšzlemleyerek šnermeyi sezmek. Bu šnermeyi deneyimlemek i�in bile o mek‰nda izleyicinin zaman harcamasÝ, zamanÝnÝ o sergiye adamasÝ gerekiyor. A.E.: …rneÛin Kuckuck sergisinde, bŸtŸn sergiyi hareket halinde ve tam olarak gšrmek istiyorsanÝz orada bir saat kÝrkbeß dakika ge�irmeniz gerekliÑki bunu yapmak her izleyici i�in olanaklÝ deÛil. O iß, bŸtŸnŸnŸn gšrŸlmesi mŸmkŸn olmayan bir iß. Bir bšlŸmŸnŸn gšrŸlŸp formŸlŸnŸn anlaßÝlmasÝ yeterliÐ basit bir formŸlŸ var: saat/zaman. Filmlerimde de bunu yapmaya �alÝßÝyorum. Üzleyiciyi bir yerde uzun sŸre kalmaya zorlamak gereksiz bence. EÛer bir filmi baßÝndan sonuna izletmek gerekiyorsa bu ya kißisel bir sergide ya da sinema ortamÝnda olabilir. Benim yapmak istediÛim ise izleyicinin filmle karßÝ karßÝya kaldÝÛÝ zaman olup biteni �abuk anlamasÝ ve istediÛi kadar kalmasÝ. MayÝn filmleri ya da Emre ve DarioÕda ve diÛerlerinin �oÛu bšyle. F.†.: BŸyŸk �aplÝ sergilere ve ya bienallere baktÝÛÝmÝzda, son beß yÝlda sergilere alÝnan �ok fazla sayÝda video �alÝßmasÝ var. Bu da beraberinde uzun zaman aralÝklarÝnda sergiyi geziyor olmayÝ getiriyor. Üki gŸn boyunca sekizer saat o sergiyi gšrmek gibi. A.E.: TŸm video ißleri 8 saatte gšrŸlebiliyorsa, bu yine de iyi bir sŸre. Benim bŸtŸn filmleri sonuna kadar izleyebildiÛim az bienallerden biri Dan Cameron'un yaptÝÛÝ Üstanbul bienali, sergi dŸzeninin oryantasyonu ve ilgin�liÛi nedeniyle belki, yoksa her ßeyi, her filmi bŸtŸnŸyle izlettirmek isteÛi, izleyiciden bŸyŸk bir ilgi talep etmek demek, ya da bunun yolunu bulmak lazÝm. Wertheim ACUU bšyle bir iß, 'aman kimse beni ka�ÝrmasÝn' diyen. F.†.: EÛitimin ve belleÛin šneminden bahsettik. Bunun salt okuldan mezun olmak olmadÝÛÝnÝ ya da ezbere dayalÝ bir bellekten bahsetmediÛimizi belirtmek gerek. GšzŸn eÛitiminden, dolayÝsÝyla izlerken, gšzlemlerken, Ÿretirken kaynak niteliÛi taßÝyacak birikimi ißaretliyoruz. Ülerleme farklÝ yaklaßÝmlardan, farklÝ bakÝß a�ÝlarÝndan haberdar olmak, kendi Ÿretimine eleßtirel bakabilmek belki de. A.E.: Her ßeyden haberdar olmak mŸmkŸn deÛil, bazen habersizlik de ilgin� olabilir. Benim i�in etrafta olup biteni bilmek, moda, tasarÝm, politika, vs... o sÝrada olanlardan haberdar olmak šnemli. Bu biraz da merak meselesi. F.†.: Politik kelimesi sanat Ÿretimine politik sanat ve politik olmayan sanat ayrÝsÝmÝndan girince ortaya sakÝncalÝ bir resim cÝkÝyor. Her ßeyin politik olduÛu bilgisiyle yola �ÝktÝÛÝmÝzda, sanat Ÿretimini doÛrudan politikasÝ olan ya da gšndermeler yaparak o politik durumu imleyen olarak belirlemek belki de daha anlamlÝ. Ve tabii ki politik sanat kavramÝ belleÛimize yerleßmiß durumda, bazen yapÝlara ve ißleyiße yeniden bakmak ve belki yeni tanÝmlarla onlarÝ yeniden Ÿretmek daha saÛlÝklÝ oluyor. Sizin KudŸsÕte yaptÝÛÝnÝz Let it Flow isimli ißinizi dŸßŸndŸÛŸÛmŸzde, A.E.: Bu politik olmaktan ne anladÝÛÝmÝ iyi anlatan bir iß; politik mesajÝn doÛrudan, haber gibi aktarÝlmasÝ yerine gizlenerek ya da dolamba�lÝ yollardan ge�erek aktarÝlmasÝnÝ kendi a�Ýmdan daha etkili ve daha ßiddetli buluyorum. Bu sšzŸnŸ ettiÛiniz ißi (Let it Flow /BÝrak DolaßsÝn) yapmak Ÿzere KudŸsÕe gittiÛimde, en fazla dikkatimi �eken ßey her tarafÝndan rŸzg‰r esen muhteßem bir coÛrafyanÝn ortasÝnda olußumdu. Havadaki dolaßÝm kolaylÝÛÝ, orada yaßayanlarÝn yaßamlarÝ ile �elißiyordu. Bu �elißki ile ilgili bir iß yapmak istedim ve melodram yaratmak istemedim. Oradaki zor ve aÛÝr ortamÝ tekrarlamanÝn bir anlamÝ yok. Tam tersine "neßeli" gšzŸken, ama dolaßÝm zorluÛunun altÝnÝ �izen bir iß yapmayÝ dŸßŸndŸm. Sergi mek‰nÝ OsmanlÝlar dšneminden kalma eski bir su deposuydu, dolayÝsÝyla �ukur bir alandÝ. Dšrt bir yanÝndan rŸzg‰r alÝyordu. Ben de mek‰na diÛer sanat yapÝtlarÝnÝn arasÝnda bu rŸzg‰r yardÝmÝyla gezinebilecek yaklaßÝk insan boyutunda sekiz adet turuncu renkli top yerleßtirdim. ToplarÝn bir kenarda toplanma ihtimali vardÝ, fakat šyle olmadÝ, dšnerek mek‰nda kÝpÝrdanmaya, sanat yapÝtlarÝnÝn arasÝnda serbest�e dolaßmaya baßladÝlar. Bu Wertheim ACUUnun iki kat arasÝnda gidip gelmesi ve kendini gšstermeye �alÝßmasÝ gibi sanat politikasÝna da dšnŸßebilecek bir iß oldu. Bence iß anlatÝlan ßeyi doÛrudan sšylememeli. AnlatÝlmaya �alÝßÝlana dair bir duyum, bir duygu uyandÝrmalÝ. F.†.: Sosyo-politik �Ýkmazlarla yŸklŸ bir coÛrafyada, durumlara dair dolaylÝ bir gšrsellik sunmak, yeni bir bakÝß a�ÝsÝ sunmak anlamÝna da geliyor. A.E.: DiÛer tŸrlŸ, o bulanÝklÝÛÝn i�ine girmiß oluyorsunuz. Ben dÝßarÝdan geliyorum ve o sularÝn i�ine girmek de yapmam gereken bir ßey deÛilmiß gibi hissediyorum. Birdenbire dÝßarÝdan geldiÛinizde turuncu top gibi ßaßkÝnlÝÛa uÛruyorsunuz. F.†.: ToplarÝn o alanda serbest�e dolaßabiliyor olmalarÝ, orada yasayanlarÝn gŸnde yaßamlarÝndaki kÝsÝtlamayÝ ißaretliyor. Ü�inde olduÛunuz konumdan �ÝkÝp baßka bir ßeyle karßÝlaßtÝÛÝnÝzda, geri dšnŸp baktÝÛÝnÝz kißi yine kendiniz oluyorsunuz. Bir ßeyin, bir topun hareket ediyor olmasÝ sizin hareketsizliÛinizi betimler hale geliyor. Mek‰nda dÝß etmenlere baÛlÝ olarak hareket eden bir diÛer yerleßtirmeniz de Bis August. A.E.: Nehire yerleßtirdiÛim samandÝralarla galerideki toplarÝ birbirine baÛladÝm. Burada KudŸsÕteki ißten farklÝ olarak, iß aÛÝrlÝklÝ olarak doÛa Ÿzerine kuruluydu. Tabii i�erisi ve dÝßarÝsÝ, galeri/sanat/mek‰n da ißin i�indeydi. Galerinin tam nehir kenarÝnda olmasÝ az rastlanÝr, bir daha karßÝlaßÝlmasÝ zor bir durum, bir ßans. Ben de bu ßansÝ sonuna kadar deÛerlendirmek istedim. Nehirdeki herhangi bir hareket, kÝpÝrdanma, i� mek‰ndaki toplarÝn da hareket etmesini saÛlÝyordu, dolayÝsÝyla dÝßarda olup biten fiziksel olarak galeriye yansÝyordu. Nehirdeki altÝ saatte bir ger�ekleßen gelgit de toplarÝ yŸkseltip al�altÝyordu. F.†.: Bu iß benim i�in ilißkilendirmeleri gšrselleßtiren bir yapÝt. Bazen bazÝ durumlar i�ine girdiÛimizde o durumlarÝn dÝßarÝsÝyla ya da �evreleyenleri ile olan baÛlantÝlarÝnÝ gšrmŸyoruz, ya da her ßeyin birbiri ile baÛlantÝlÝ olduÛunu. A.E.: Evet Pilates gibi, her ßey birbiri ile ilißkili ya da birbirinin i�inden �Ýkarak, devam ederek hareket ediyor. F.†.: Giorgio Agamben, ÒThe Coming CommunityÓ kitabÝnÝn …rnek (Example) baßlÝklÝ bšlŸmŸnde, toplumun kendisini imajlar Ÿzerinden ger�ekleßtirdiÛini, bu imajlarÝn bir anlamda olunmak istenenin imgesi olduÛunu, bir diÛer deyißle šrneÛi olduÛunu, belirtiyor. Sanat Ÿretiminin ya da yapÝtÝnÝn o šrnek olma olasÝlÝÛÝnÝ gšz šnŸne almak istiyorum. KarßÝ karßÝya kaldÝÛÝmÝz her ßeyin belleÛimizde bir yer edindiÛi, bir duyuß ve algÝsÝnÝn olduÛu ger�eÛiyle yaklaßtÝÛÝmÝzda sanat yapÝtÝnÝn šnemli bir konumda olduÛunu, deÛißimi tetikleyebilecek en šzgŸr alan olduÛunu dŸßŸnŸyorum. A.E.: UmarÝm bu kadar olumludur, sanatÝn toplumdaki konumu. F.†.: Evet optimist olduÛumu dŸßŸnmekte haklÝsÝnÝz, šnceleri daha karamsar bir bakÝß a�ÝsÝna sahiptim. …ncelikle kendi bakÝß a�ÝmÝ deÛißtirmenin, sanat Ÿzerine yeni bir yaklaßÝm Ÿretmek istememde bŸyŸk bir etkisi oldu. A.E.: UmarÝm dŸßŸndŸÛŸnŸz gibidir. Tabii bazÝlarÝ ve bazÝ sanat�Ýlar i�in bu ge�erli bir durum, fakat bu kißiler toplumun kŸ�Ÿk bir yŸzdesini olußturuyor. Sanat diÛer kŸltŸrel alanlarÝn i�erisinde en az kißiye hitab eden ve en karmaßÝk olan alan. Ben sanat ve fen bilimleri arasÝnda benzerlik kuruyorum. Üki dal i�in de dÝßarÝdan gelen bŸyŸk bir talep sšz konusu deÛil. Siz ne istediÛinizi, neyi bulmak istediÛinizi aramak ve ortaya �Ýkarmak zorundasÝnÝz. Beklentinin ve baßlangÝ� noktasÝnÝn olmadÝÛÝ bir alanda araßtÝrma yapan bir bilim adamÝ gibi, azÝnlÝÛÝn ilgilendiÛi bir konuyla uÛrasÝyorsunuz. Bilim alanÝnda iyimser yaklaßÝm somut �ÝkarÝmlara ve šrneklere dšnŸßebiliyor. F.†.: Bilim elle tutulur ŸrŸnler vermesinin yanÝ sÝra yanÝlabiliyor, hata yapabiliyor. A.E.: AslÝnda sanat da yanÝlmak uzerine, sanat�Ý zaten baßtan yanÝlmÝß bir kißilik. ‚evresiyle, dŸnya ile olan ilißkisinde yanÝlmÝß bir karakter olduÛu i�in sanat�Ý oluyor. DoÛrularÝ ßaßÝrmÝß birisi. Burada bahsini ettiÛim doÛrular ršlatif doÛrular. F.†.: Bu anlamda yanÝlmÝß olmak šzgŸr kÝlÝyor, hareket edebilmek i�in zemin sunuyor. A.E.: …zgŸrlŸk ve hareket edebilme insanÝ sanat�Ý yapÝyor. EÛitimci olmanÝn artÝlarÝndan biri de sanat�Ý olan ile sanat�Ý olmaya �alÝßan kißileri ayÝrt edebilme yetisi kazanmak. Sanat�Ý olanlar, sanat Ÿretmekten baßka bir ßey yapamazlar; diÛerleri ise baßka iß alanlarÝnda da �alÝßabilirler. F.†.: YanÝlan yanÝlmayanÝ kendi tarafÝna �ekebilir mi? (Tekerleme gibi oldu) A.E.: Olabilir, hatta yanÝlmayan daha da baßarÝlÝ olabilir. Ülerlemek i�in kuracaÛÝ ilißkilerde daha iyi hesaplar yapabilir. GŸnŸmŸzde bu ayrÝm birbirinin i�ine girmiß durumda. Belki eskiden daha saf olan bir ortamdan bahsedebilirdik fakat ßimdi sanat dŸnyasÝ sanÝlan kadar saf deÛil. Bu nedenle �ok iyimser olduÛunuzu sšyledim. F.†.: ÜyimserliÛim konusunda ayrÝntÝlÝ bir deÛerlendirmeden ge�iyorum aslÝnda, henŸz gšzlemliyorum ve iyimser kalmak istiyorum diyebilirim. †retimlerinizin ge�ici olmasÝnÝ tercih ettiÛinizi, kalÝcÝ sanat yapÝtÝ Ÿretmekten ka�ÝndÝÛÝnÝzÝ belirtiyorsunuz. Bu noktada TŸnelÕde 90ÕlÝ yÝllarda yapÝlan ve 2005 yÝlÝndaki Üstanbul Yaya Sergileri: 2Õde Kemal …nsoyÕun heykelinizi strafor ile kaplamasÝyla ve birka� kißinin bu yapÝyÝ ateße vermesiyle zarar gšren heykeliniz - untitled (isimsiz), 1994, yeniden yapÝldÝ. Bu konudaki tutumunuz nedir? A.E: TŸnel heykelinin yeniden yapÝlmasÝnÝn bir�ok nedeni var. Kemal …nsoyÕun kaplamasÝyla zarar gšrmesinden šnce TŸnelÕde yapÝlan yol �alÝßmasÝ ve yenilenme planÝnda heykelin kaldÝrÝlmasÝ sšz konusu oldu. Benim haricimde bir grup sanat�Ý ve entelektŸel arkadaßÝm heykelin kaldÝrÝlmamasÝ i�in emek sarfettiler ve baßarÝlÝ oldular. Heykel yandÝktan sonra da yeniden yapÝlmasÝ i�in �ok �alÝstÝlar. TŸrkiyeÕde benimle ve Ÿretimimle pek fazla ilgilenilmez, fakat bu heykel ile olduk�a yakÝndan ilgilenildi. Heykelimin yandÝÛÝ serginin, kŸratšrleri bu cumle icin ayse erkmenden onay almamiz gerekli sanirimÉ heykeli icin iyelik eki kullanmak istemeyecektir .. de bu konuda �ok destek verdiler. TŸnel ve BeyoÛlu benim doÛup bŸyŸdŸÛŸm yer, bu yer i�in yaptÝÛÝm heykel i�in olduk�a bŸyŸk bir ilgi ile karßÝlaßÝnca yeniden yapÝlmasÝnda sakÝnca gšrmedim. AynÝ durum BerlinÕde bulunan Am Haus yerleßtirmesinde de sšz konusu. Am Haus bir ay sŸreli bir sergi i�in yapÝlmÝßtÝ. Sergi bitiminde, apartmanda yaßayanlarÝn ÝsrarÝ ile, bu ißin apartmanÝn bir sonraki yenilenmesine kadar kalmasÝna karar verildi. YaklaßÝk 13 yÝldÝr yazÝlar orada duruyor. F.†.: Am Haus ißiniz Berlin i�in bir yapÝtaßÝ olmuß durumda. A.E.: Evet, orada oturanlar yol tarif ederken "mißli evin saÛÝnda, karßÝsÝnda...." diyorlar. Bu kadar kullanÝma girdiÛi i�in bu iß belki de belirli bir šzgŸrlŸk kazandÝ. F.†.: Am Haus yerleßtirmesini Bilgi †niversitesiÕndeki Santral ÜstanbulÕda ge�tiÛimiz EylŸl ayÝnda a�Ýlan Modern ve …tesi baßlÝklÝ (1950-2000 arasÝnda TŸrk sanatÝnÝ ele alan) sergide tekrarladÝnÝz. Bu yerleßtirmeyi tek sÝra halinde yeniden gercekleßtirmeyi neden se�tiniz? A.E.: SantralÜstanbulÕdaki sergi tamamen TŸrk sanatÝ Ÿzerine belgeleyici bir sergi. KŸratšrler tarafindan sanat�ÝlarÝn ißlerinin se�ildigi retrospektif bir sergi olarak tanÝmlamak uygun olur sanÝrÝm. Benden belli baßlÝ birka� iß istendi. Dil Ÿzerine bir iß, video animasyon tekniÛi kullanÝlan politik bir iß, kiralÝk gšrŸntŸ kullanarak yaptÝÛÝm gšrsellik Ÿzerine bir yerleßtirme, mek‰n Ÿzerine bir diÛer iß, olmak Ÿzere istenen bu ißlerin, kŸratšr tarafÝndan sanatsal pratiÛimi temsil ediyor olmasÝ ama�lanÝyordu. DÝß cephe yerleßtirmesinin tek sÝra olmasÝnÝn nedenlerinden biri binaya hi�bir ßekilde mŸdahale edilemiyor olmasÝ idi ki bazen bu tŸr kÝsÝtlamalar iyi oluyor. Harfler binanÝn dÝß cephesinde bulunan girintinin i�ine yerleßtirildi. Olanaklar ve olanaksÝzlÝklar benim i�in baßlangÝ� noktasÝ olabiliyor. Sergide ißimi konumlayacaÛÝm alanÝn kesin �izgilerle belirlenmiß olmasÝ, hangi duvarÝ kullanÝp hangi duvarÝ kullanamayacaÛÝm gibi durumlar beni kÝsÝtlayarak nerede nasÝl bir iß yapacak olduÛum kararÝnÝ tesadŸflere bÝrakÝyor ki ben bunu seviyorum. F.†.: Bir retrospektif sergisi olsa da o serginin kŸratšrŸnŸn ve o kŸratšrŸn se�imlerinin, beÛenisinin serginin profilinin olußmasÝnda šnemli bir yeri var. A.E.: Bu sergide KußbakÝßÝ Manzaralar isimli yerleßtirmem de yer alÝyordu. Bu �ok beÛendiÛim ißlerimden birisi. Bazen bazÝ ißlerimi �ok beÛenirim ve bu ißler genellikle baßkalarÝnÝn hi� beÛenmedikleri olur. Fulya Erdemci (serginin kŸratšrŸ) bu ißi seven az sayÝda kißiden biri. KußbakÝßÝ Manzaralar kiralÝk gšrŸntŸlerle yaptÝÛÝm ißlerin en sonuncusu. KiralÝk gšrŸntŸleri, sesleri daha šnce �ok kez kullandÝm, her defasÝnda baßka bir formda. F.†.: Kavramsal Sanat tarihine baktÝÛÝmÝzda, objesiz sanat akÝmÝnÝn šzellikle 60ÕlÝ ve 70Õli yÝllar arasÝnda olduk�a yaygÝn ve kabul edilmiß bir tutum olduÛunu gšrŸyoruz. Objesiz sanatta, bir dŸßŸncenin mutlak maddeye dšnŸßerek diyaloÛa ge�mesi deÛil, o dŸßŸncenin kurulan, Ÿretilen form Ÿzerinden dŸßŸnceyi iletiyor olmasÝ durumu sšz konusu. Sizin Ÿretiminizde objenin ve dŸßŸncenin eßit derecede šnemi var. Projelerinizde veya sanat yapÝtlarÝnÝzda bu iki alanÝn da ayrÝntÝlÝ bir sŸre�ten ge�tiÛi okunuyor. Sanat ŸrŸnŸnŸn de estetiÛi ve dÝßavurumu dŸßŸncenizi destekliyor ve dŸßŸnceniz sanat ŸrŸnŸnŸ. Ükili bir diyalog i�erisinde kendini yeniden Ÿretebilir kÝlÝyor. A.E.: Evet, obje benim i�in šnemli, dŸßŸncenin en acil anlatÝm formunu bulmakÉ Bu formla dŸßŸnce arasÝndaki ilißkiyi bulmak benim i�in de izleyen i�in de her zaman kolay olmasa da. F.†.: Bu duruma bir šrnek, Joseph KosuthÕun Bir Sandalye ve †� Sandalye(One Chair and Three Chairs) isimli yerleßtirmesinin mŸze tarafÝndan satÝn alÝnmasÝyla birlikte girdiÛi yapÝbozumu olabilir. MŸze yetkilileri, yerleßtirmeyi hangi bšlŸmde depolayacaÛÝna karar veremeyince; bir fotoÛraf, bir metin ve bir sandalyeden olußan yerleßtirmeyi Ÿ�e ayÝrarak sandalyenin fotoÛrafÝnÝ fotoÛraf bšlŸmŸne, sandalyeyi tasarÝm bšlŸmŸne ve sandalyenin sšzlŸk tanÝmÝnÝ kŸtŸphane bšlŸmŸne kaldÝrmÝßlar. Indian Elephant isimli ißinizden bahsedebilir misiniz? A.E.: Bu ißi Bel�ika'daki Brugge ßehrinde dŸzenlenen bir bŸyŸk karma sergi i�in yaptÝm. Brugge mŸzeleri, �ikolatalarÝ ve dantelleri ile ŸnlŸ �ok turistik bir ßehir. Her taraf dantel; kartpostallarÝn Ÿzerlerine bile danteller yapÝßtÝrÝlmÝß. †zerinde fil gšrŸntŸsŸ olan bu tŸr dantel kartlardan birini satÝn aldÝm ve bunu taklit ederek ŸstŸnde deliklerden olußan fil gšrŸntŸsŸ olan bir baskÝ yaptÝrdÝm. Bu arada ßehrin nŸfusu 15.000. BaskÝ da bu adette basÝlÝp, Brugge ßehrinde yaßayan, kayÝtlÝ olan herkese daÛÝtÝldÝ. Bebeklere bile! Herkesin bir 'sanat yapÝtÝ' oldu. F.†.: ÜstanbulÕda Yaya Sergileri: 2Õde de kabartma baskÝ yapmÝßtÝnÝz, Antik Nene ve BalÝk Ekmek. A.E.: BremenÕde de sokakta daÛÝtÝlan el ilanlarÝ Ÿrettim. Bremen mÝzÝkacÝlarÝ masalÝndaki hayvanlarÝn fotoÛraflarÝydÝ. Bu hayvanlarÝ ÜstanbulÕda yaßayan sokak hayvanlarÝndan se�tim. Horoz , kedi, kšpek, eßek. BremenÕde farklÝ gŸnlerde farklÝ hayvanlar daÛÝtÝlÝyordu. Antik Nene ißini ise anneannemin yanÝnda yaßÝyan ve bizleri bŸyŸten antik nenem i�in yaptÝm. Bana her gŸn piramit pasta alÝrdÝ, aldÝÛÝ pastane buraya (NißantaßÝ) �ok yakÝndÝ. Bu nedenle NißantaßÝÕndaki sokak sergisinde daÛÝtÝldÝ, yine el ilanÝ olarak. BalÝk Ekmek ile de Karakšy'de el ilanÝ daÛÝtma durumunu sŸrdŸrmek istedim. F.†.: Sanat eserinin imzalanmÝß olmasÝ, ona bir taahhŸtname ekliyor, imzalanmamasÝ onun o sanat�ÝnÝn ißi olmadÝÛÝ anlamÝna gelmiyor. Ümzalamak aslÝnda �ok geniß �aplÝ tartÝßabileceÛimiz bir konu. Sizin yaklaßÝmÝnÝz nedir, šzellikle BruggeÕda yapmÝß olduÛunuz 15 bin baskÝyÝ imzaladÝÛÝnÝzÝ dŸßŸnŸrsek? A.E.: Ümzalamak benim i�in biraz zor. Ama duruma gšre deÛißiyor, bazen imza da ißin bir par�asÝ olabiliyor. Brugge'daki iß gibi šrneÛin. Orada bu 15.000 adet baskÝyÝ imzaladÝm. Bu kadar imzayÝ atmak Ÿ� gŸn sŸrdŸ. Tam bir sanat yapÝtÝnda her zaman sanat�ÝsÝnÝn imzasÝ vardÝr. Bu ßehirdekilerin 'ger�ek' birer sanat yapÝtÝna sahip olmalarÝnÝ istedim. F.†.: 15 bin imza, ißin sŸreci i�in performatif bir katmanÝ da barÝndÝrÝyor. Orijinal kopya iliskisine de gšnderme yapÝyor. Weather Symbols ißinizi anlatabilir misiniz? A.E.: Weather Symbols HelsinkiÕde Kiasma Sanat Merkezi'nin dŸzenlediÛi "Under the Same Sky" isimli sergide gšsterdiÛim iß. Serginin genel konsepti: dšrt mevsim, dšrt sanat�Ý. Ben bana en yabancÝ olan zamanÝ, iklimin en ßiddetli ve soÛuk olduÛu kÝß mevsimini se�tim. Bana šnerilen mek‰nlardan biri olan bŸyŸk binanÝn girißindeki dšrt pencereye dšrt ayrÝ video projeksiyonu konumladÝm. Üß 24 saat boyunca gšrŸlebiliyordu. HelsinkiÕde kÝß aylarÝnda gŸnŸn bŸyŸk bšlŸmŸnŸn karanlÝk olmasÝ buna yardÝmcÝ oluyordu. KudŸsÕde yaptÝÛÝm iß ile biraz benzerlik gšsteren, hava ile ilgili bir iß yaptÝm burada da. Meterolojide kullanÝlan sembolleri Ðhavada olabilecek her tŸrlŸ durumun sembolleriniÐ arka arkaya dizerek, dšrt film yaptÝm. Bu filmlerde fark yalnÝzca montaj tekniklerinin farkÝndan geliyor; fade/swipe/cut...gibi. Filmler aynÝ anda baßlÝyor fakat bu tekniklerin zaman farklÝlÝklarÝ nedeniyle birliktelikleri bir sŸre sonra bozuluyor ve sŸrekli farklÝlaßan bir koreografiye dšnŸßŸyor. F.†.: Barbara WeissÕdaki son serginizde harfler ve sayÝlardan olußan bir yerleßtirme yaptÝnÝz. BŸtŸn harflerin ve 0Õdan 9Õa kadar sayÝlarÝn mek‰na daÛÝldÝÛÝ bir yerleßtirme. ÒWeather SymbolsÓ ißinizi hava sembollerinin hepsinin kullanÝldÝÛÝ bir �alÝßma, HabenichtsÕi de dilin tŸm sembollerinin bir arada olduÛu bir �alÝßma olarak nitelendirdiÛimizde iki �alÝßmanÝzÝ da kavramlarÝn sembollerini deßifre eden ve deßifre ettiÛi kavrama yapÝbozumu metoduyla yaklaßan yapÝtlar olarak okuyorum. A.E.: Barbara WeissÕdaki sergide renk meselesi de ißin i�ine giriyor. Benim i�in harfler renklidir. A her zaman kÝrmÝzÝdÝr, E her zaman koyu laciverttir. Bu sergi bu kißisel durumdan, kißisel renklerden olußan bir sergi. Kendi renklerimle ilgili bir iß. Harfler kißisellestiÛi zaman, Ÿzerine baska anlamlar yŸklenebilir. Bu benim i�in �ok kißisel bir sergiydi. F.†.: Barbara WeissÕdaki sergilerinizden konußurken iki serginizde de gŸmŸß kullandÝnÝz. A.E.: Bu sergilerin galeri sergileri olmasÝndan �Ýkan bir ßey bu, galeri - sanat yapÝtÝ ilißkisinden. YapÝtÝn kendi i�inde, kendi baßÝna zaten deÛeri olmasÝ ile ilißkili bir iß yaptÝm. GŸmŸß sanat yapÝtÝ olsa da olmasa da deÛerli. F.†.: KußbakÝßÝ Manzaralar ile yŸzŸklerden olußan zinciri biraraya getirmenizin nedeni nedir? A.E.: YŸzŸkler yine gŸmŸßten. Birbirlerine baÛlanarak zincir olup galerinin bir odasÝnÝ kapatÝyorlar. O sergide iki tŸrlŸ kapatma var, biri zincir ile diÛeri duvar ile. Duvarla kapattÝÛÝm odanÝn penceresine, dÝßarÝdan gšrŸlmek Ÿzere "KŸ�Ÿk Arka Oda" yazdÝm. Üstanbul'da yapÝlan iki sokak sergisinde de el ilanÝ daÛÝttÝÛÝm gibi, devam eden sergilerin ya da aynÝ mek‰nda yapÝlan sergilerin devamlÝlÝÛÝ olmasÝnÝ istiyorum. …rneÛin Kunstmuseum MalmšÕde iki kez sergi yaptÝm. Ülk sergide de, ikinci sergide de aynÝ duvarÝ kullandÝm. AynÝ mŸzede, aynÝ odalarda iki kez sergiye katÝlmanÝn bir anlamÝ olmasÝ gerektiÛini dŸßŸndŸm sanÝrÝm, aynÝ odalara girince aynÝ yere oturmak gibi. F.†.: BerlinÕde ÒAm HausÓ dÝßÝnda kalÝcÝ bir yerleßtirmeniz daha var. Warm Benches (IlÝk Banklar) �elik borulardan olußuyor, šnŸnde konumlandÝÛÝ termik santralin atÝk enerjisi ile ÝsÝnÝyor. A.E.: Evet kalÝcÝ bir iß, �ŸnkŸ banklar hep orada, aynÝ yerde duruyorlar. ArkalarÝndaki termik santral, bŸtŸn mahalleyi ÝsÝttÝÛÝ gibi bu banklarÝ da ÝsÝtÝyor. Burada ben kalÝcÝ ama aynÝ zamanda i�inde ge�iciliÛi de saklayan bir iß yapmak istedim. Bunun i�in de termik santralin programÝna uydurdum banklarÝ. Banklar sadece kÝßÝn ve soÛuk havalarda ÝsÝnÝyor, yaz aylarÝnda ise evlerdeki ÝsÝnmanÝn durmasÝyla aynÝ anda banklarÝn ÝsÝtÝlmasÝ da duruyor, banklara ÝsÝ verilmiyor. KÝß aylarÝndaki sÝcak banklar birer sanat yapÝtÝ olma karakterine sahipler, sÝcak olduklarÝ i�in, ama yazÝn normal birer banktan farklÝ olmadÝklarÝ i�in sanat yapÝtÝ olma šzelliklerini kaybediyorlar. F.†.: YapÝtlarÝnÝzda isim, kendi baßÝna bir boyut olarak beliriyor. A.E.: Üßi isimsiz bÝrakmama �abasÝ sanÝrÝm. Üsimler Ÿzerinde ger�ekten �ok dŸßŸnŸyorum. Bazen de birbirini takip eden sergilerde olduÛu gibi ilißkili olan sergilerde aynÝ tŸr isimler buluyorum. …rneÛin Galerie Barbara WeissÕdaki sergilere gŸzel bir Almanca kelime bulma geleneÛi olußturdum kendi kendime: "habenichts", "habseligkeiten",... Burada kelimenin kulaÛa hoß gelmesi šnemli benim i�in, isim ile sergilenenler ilgili olmak zorunda deÛil, isim de serginin bir par�asÝ oluyor. F.†.: Üsmin de belirli bir yšn tayin ettiÛi, anlam katmanÝ hazÝrladÝÛÝ bilgisi ka�ÝnÝlmaz bir ger�ek. John Berger ÒGšrme Bi�imleriÓ kitabÝnda bunu Van GoghÕun tablosu šrneÛi ile a�Ýklar. A.E.: Sergi ya da yapÝt isimlerinin birebir ilißkilenmesini istemiyorum zaten. "Let it Flow", bÝrak gitsin, kendi haline bÝrak gibiÉ Üsimlerin de dolaylÝ olmasÝna, isi �ok fazla anlatmamasÝna dikkat ediyorum. …rnegin Wertheim ACUU nedir? Wertheim bir asansšr markasÝ, peki ACUU? F.†.: ACUU, uzun bir cŸmlenin kÝsaltmasÝ gibi duruyor ya da bir marka gibi. A.E.: Yerleßtirmede, asansšrŸn i�ine yerleßtirdiÛim oluklu levha ile konteynÝrlarda kullanÝlan levha ilißkisiÉ Sergi binasÝnÝn dÝßÝnda duran konteynÝrlardan birinin Ÿzerinde gšrdŸÛŸm dšrt harfi wertheimÕa ekledim. Yerleßtirmeyi sadece Wertheim olarak adlandÝrsam doÛrudan asansšre gšnderme yapacaktÝ, ACUUÕyu ekleyince isim soyutlaßtÝ, anlamsÝzlaßtÝ. Üsim bir ißi betimlemek yerine onun soyutlanmasÝna katkÝda bulunduÛunda anlamlÝ oluyor, benim i�in. Üstanbul'da Galerist'te sergilediÛim, oyuncaklardan yaptÝÛÝm plastik heykellerin ismi Buz ve DiÛer Yerler. TŸm o heykeller oyuncak olduklarÝnda birer yerdi. Bir tanesi buzuldu, bir tanesi �imen, bir tanesi �alÝlÝktÝ. ÔBuz ve diÛer yerlerÕ dediÛimizde yer kelimesinden dolayÝ heykellerin birer yer olduÛu ortaya �ÝkÝyor. Buzu sÝcak bir renkte, turuncu renkte yaptÝm. Bu da ißi adÝndan uzaklaßtÝrdÝ. Bu uzaklaßma, benim bildiÛim fakat izleyicinin bilemeyeceÛi bir ßey. Ama kimse isimler Ÿzerine fazla dŸßŸnmŸyor, o nedenle de problem olmuyor. F.†.: Evet, belki de haklÝsÝnÝz. Benim i�in ismin gšrselliÛe katÝlmasÝ yeni bir okuma yapmama olanak veriyor. Üßin Ÿretimi ve anlam ilißkisine dair bir a�Ý size sunulmuß oluyor. PortikusÕda yapmÝß olduÛunuz Portiport yerleßtirmesini ele alalÝm. Porti PortikusÕun kÝsaltmasÝ, Port ise liman �aÛrÝßÝmÝ yapÝyor. A.E.: Port aynÝ zamanda kapÝ anlamÝna geliyor. PortikusÕun kapÝsÝ gibi kafiyeli bir ßey yapmaya �alÝßtÝm: Portiport. Robinson Crusoe kitabevinde yaptÝÛÝm ißin ismi de Robkitti bunun gibi... F.†.: KolonlarÝn arasÝna X ÝßÝnÝ tarayÝcÝlarÝ yerleßtirmeniz, �eßitli makalelerde PortikusÕun kurumsallaßmasÝna bir eleßtiri olarak yayÝnlanmÝstÝ. AynÝ eleßtirel tutum Schirn KunsthalleÕdeki Durchaest-SÝrÝlsÝklam isimli ißiniz i�in de sšz konusu olmußtu. A.E.: Schirn KunsthalleÕdeki yerleßtirmeyi yapmadan šnce KosovaÕdaydÝm. BŸtŸn sokaklar yaz olmasÝna karßÝn �amur i�indeydi. Uzun topuklu gŸzel kadÝnlar, bir �amurun Ÿzerinden diÛerine atlayarak, kirlenmeden gidecekleri yere ulaßmaya �alÝßÝyordu. Schirn Kunsthalle, pÝrÝl pÝrÝl bir sanat kurumu, her zaman neßeli, ßÝk sergiler yapÝlÝyor. †nlŸ sanat�ÝlarÝn ŸnlŸ eserlerinin sergilendiÛi mŸkemmel bir sergi mek‰nÝ. O mŸkemmelliÛi biraz bozmak istedim. Schirn KunsthalleÕnin girißinde yŸksek kolonlarÝn Ÿzerinde geniß bir kubbenin bulunduÛu yarÝ a�Ýk bir alan var. Kubbeden bu alana ÝßÝk sÝzÝyor. ‚amurlu, zorlayan bir giriß yapmak istemißtim, kubbe ve oraya yansÝyan gŸneß ÝßÝÛÝ ile �ok fotojenik bir iß �ÝktÝ. Ü�erideki sergiyi gšrmeye gelenler bu alandan ge�mek ve i�eriye �amurlu girmek zorundaydÝ. MŸkemmel bir sergi alanÝna mŸdahale, sadece benim tarafimdan deÛil, her izleyici tarafindan sŸrekli yapÝlÝyordu. F.†.: PortikusÕa X ÝßÝnÝ kapÝsÝ koymanÝzÝn nedeni nedir? A.E.: Bir sŸrŸ nedeni var. Portikus, Ükinci DŸnya SavaßÝÕnda bombalanmÝß olan ßehir kŸtŸphanesi. Savaßtan sonra kŸtŸphaneden arta kalan tek yapÝ sŸtunlardan olußan girißi. Bu giriß, FrankfurtÕtaki sanat akademisinin girißimi ile, arka tarafÝna bir konteyner eklenerek sergi mekanÝna dšnŸßtŸrŸlmŸß. …n tarafta gšrkemli bir giriß, arka tarafta basit bir sergi mek‰nÝ, bir beyaz kŸp var. BombalanmÝß bir yapÝnÝn i�inde sergi yapma fikri, o dšnem istanbulÕda yaßadÝÛÝmÝz bombalÝ saldÝrÝlar ve politik olaylar ve tŸm bu olaylarÝn šnlemi olarak cafelere, toplu alanlara getirilen x ÝßÝnÝ taramasÝ yapan kapÝlar ve bir sanat yapÝtÝnÝn kendinde taßÝmasÝ gereken sanat politikasÝ gibi konu baßlÝklarÝ sÝralayabilirim. H‰l‰ o kapÝlardan ge�iyoruz, her gŸn birka� kere. Bir de sanat yapÝtÝnÝn i�inde taßÝmasÝ gereken riskler de sšz konusu, bir sanat yapÝtÝnÝ gšrmek i�in o kapÝlardan ge�mek zorundasÝnÝz. O kapÝlardan ge�iyor olmak yapÝtÝ koruyor ve siz de o yapÝttan 'korunuyorsunuz'. F.†.: AdÝm attÝÛÝnÝz mek‰nÝn gŸvenli olduÛunu sšylemesi mi adÝm atanlarÝn gŸvenli olduÛunu bildirmesi mi? A.E.: Sanat yapÝtÝ belli bazÝ riskleri taßÝyor olmalÝ ki o kapÝlardan ge�mek zorundasÝnÝz. Ü�eride varolan bazÝ riskler, o kapÝnÝn dÝßarÝya konumlanmasÝnÝ gerektiren bazÝ nedenler olmalÝ. SanatÝn da belirli riskler taßÝdÝÛÝna gšnderme yapÝyor. Otellerde o kapÝlarÝn olmasÝ, ya daha šnce bombalanmÝs olmasÝndan,ya da taßÝdÝÛÝ risk potansiyelinin olmasÝndan dolayÝ. Ve bu kapÝlardan ge�tiÛiniz zaman vŸcudunuzu hissediyorsunuz, vŸcudunuz ses �ÝkartÝyor. Bazen Ÿzerinizde hi�bir ßey taßÝmasanÝz bile ses �ÝkartÝyorsunuz. F.†.: Kendini yansÝtma (self-reflexivity) da Ÿretimlerinizde gšze �arpan bir konu. 2001 yÝlÝnda FrankfurtÕta ger�ekleßtirdiÛiniz Shipped Ships ißinizi dŸßŸndŸÛŸmŸzde, o projenin �ÝkÝß noktasÝ sizin deneyimleriniz ve beÛenileriniz, dŸßleriniz Ÿzerinden gelißmiß olan bir proje. A.E.: BebekÕten HisarÕa ge�en Defterdar vapuru ilk nokta olarak gšrŸnse de esas �ÝkÝß noktasÝ kŸratšrlerin bana yollamÝß olduÛu davet mektubuydu. Tahmin edilebilecek olandan daha bŸyŸk bir bŸt�eleri olduÛunu ve nasÝl bir proje istersem isteyeyim ger�ekleßtirebileceklerini sšylediler. AsÝl istedikleri hayalimde ger�ekleßtirmeyi istediÛim fakat bu olanak dÝßÝnda baßka hi�bir koßulda ger�ekleßtiremeyeceÛim bir proje šnermemdi. FrankfurtÕta ger�ekleßecek olan bir proje i�in šnce ßehri dŸßŸndŸm: Frankfurt am Main, nehrin iki yakasÝnda kurulmuß bir ßehir, FrankfurtÕun coÛrafi konumu aklÝma hemen Defterdar vapurunu getirdi, o vapur ile BebekÕten HisarÕa ge�mekten, yolculuk sÝrasÝnda �ay i�mekten �ok bŸyŸk keyif alÝrÝm. Defterdar vapurunun FrankfurtÕta �alÝßmasÝnÝ, ayrÝca Avrupa'da bir ßehirden, bir de uzaklardan iki vapurun da gelerek hep birlikte Main Nehri Ÿzerinde tarifeli sefer yapmalarÝnÝ šnerdim. Bu projeyi yolladÝÛÝmda doÛrusu bu ißin ger�ekleßebileceÛine inanmÝyordum. Fakat sonunda ger�ekleßti, Üstanbul'dan Defterdar, Venedik'ten bir vaporetto ve Japonya'dan kŸ�Ÿk bir gemi bŸyŸk gemilerle šnce Rotterdam'a Rein nehrine daha sonra da Frankfurt'ta Main nehrine taßÝnÝp, orada serbest bÝrakÝlÝp tarifeli seferlerine baßladÝlar, kendi mŸrettabatlarÝ ile, bir ay boyunca nehrin karßÝlÝklÝ kÝyÝlarÝna FrankfurtlularÝ taßÝdÝlar. F.†.: Gemilerin bŸyŸk gemilerle AvrupaÕyÝ dolaßarak FrankfurtÕa seyahat etmesi bir geminin dŸßlemeyeceÛi, dŸßleyemeyeceÛi bir hayal. A.E.: Evet, geminin hayali ger�ekleßiyor, sanki tatile �ÝkÝyor. Hep kendisi �alÝßÝrken ona hizmet edilmeye baßlanÝyor. ÒShipped ShipsÓ ismi de buradan kaynaklanÝyor: Baßka gemilerle taßÝnan gemiler... MŸtevazÝ, suya yakÝn yŸzen bir Japon gemisi ve bir vaporetto ve Defterdar vapuru birdenbire FrankfurtÕa geliyor. Bu Ÿ� geminin hi�bir emek ve enerji harcamadan baßka bir gemi ile FrankfurtÕa gelißi benim i�in bu projenin en šnemli yanÝydÝ. F.†.: YurtdÝßÝnda en fazla tanÝnan ißlerinizden birisi Shipped Ships, etkisi ve i�ine kattÝÛÝ izleyici profili ve yapÝsÝ ile ger�ekten ger�eklesemez bir hayalin bedene bŸrŸnmesi gibi. Hayalin ve ulaßÝmÝn, bir geminin baßka bir gemi Ÿzerinde seyahat etmesi, baßka sularda yŸzmesinin yanÝ sÝra bu projenin sosyo-politik konumu da šnemli. Vapurlar �alÝßanlarÝ ile birlikte FrankfurtÕa getirilmiß ve bir ay boyunca FrankfurtÕta hizmet vermißti. Gš�menlik konusunda uzman olan sosyolog Lena Inowlocki'nin sizinle yaptÝÛÝ bir ršportajda altÝnÝ �izdiÛi noktalardan biri de vapur �alÝßanlarÝnÝn gš�men kimliÛi altÝna girmeden baßka bir Ÿlkede �alÝßÝyor olmalarÝ. A.E.: Evet, misafir iß�i (gastarbeiter) kavramÝ tersine dšnmŸß oluyor. Vapur �alÝßanlarÝna �alÝßma izni alÝndÝ, onlara FrankfurtÕta �alÝßtÝklarÝ sŸre boyunca maaß baÛlandÝ. Ama onlar kendi gemilerindeydiler, misafir deÛildiler, tersine Frankfurtlulara ev sahipliÛi yapÝyorlardÝ. Gemiler de sanki hep orada �alÝßÝyorlarmÝß gibi rahat ve doÛaldÝlar. F.†.: Lena InowlockiÕnin yorumu, bu projenin destekleyicisi ya da kaynaÛÝ olan Deutsche BankÕÝn yapmÝß olduÛu tanÝtÝm filmi iki ayrÝ koldan Ÿretilmiß olan yaklaßÝmlar. A.E.: Katalog iki bšlŸmden olußuyor, biri gemilerin Frankfurt'a kadar gelißleri Ÿzerine, ikinci bšlŸm ise Frankfurt'taki �alÝßmalarÝ Ÿzerine. Gemilerle seyahat edenlerin, durakta kuyruÛa girenlerin, seyredenlerin bol fotograflarÝ ile dolu, renkli bir katalog. Proje'nin kendisi gibi. Ü�inde ger�ekten �ok iyi yazÝlarÝn olduÛu bir katalog aynÝ zamanda. F.†.: Sanat Ÿzerine belirli bir tanÝmÝnÝz var mÝ? Ya da etkilendiÛiniz akÝmlar, kendi durußunuzu tanÝmlarken izlediÛiniz sanat�Ýlar? Bu soruyu sormamÝn nedenlerinden biri de akademik bir heykel eÛitimi almÝß olmanÝz. A.E.: EÛitim dšnemimde sanat dŸnyasÝnda olup bitenin �ok fazla farkÝnda deÛildim. Ama yine de �ok ßanslÝ bir dšnemde oradaydÝm �ŸnkŸ hocalarÝm Altan GŸrman ve Þadi ‚alÝkÕtÝ. Bu nedenle kendimi ayrÝcalÝklÝ hissediyorum, eÛitim a�ÝsÝndan. GŸrman ve ‚alÝkÕÝn sanata yaklaßÝmlarÝnÝn ve Ÿretimlerinin bende epey etkisi olmustur sanÝrÝm. Bir de MimarlÝk bšlŸmŸnde BŸlent …zer'in gšsterdiÛi dialar. Bu dialar genellikle dÝß mek‰nda sanat yapÝtlarÝ idi ve belki de o dšnemde sanatla ilgili tek gšrsel malzemeydi. F.†.: Sanat yapÝtÝna bir soyutlamanÝn ŸrŸnŸ olarak yaklaßtÝÛÝmÝzda, ki soyutlama ißlemi gŸnŸmŸzde her alanda vuku bulmuß bir ißleyiß, onu a�Ýmlamaya da baßlÝyoruz. TŸrkiyeÕde soyut sanat denince akla soyut resim gelmesi bu a�Ýmlamaya ket vuran šnemli etmenlerden biri. Soyutlama bir figŸrŸn soyutlanmasÝ deÛil, bir dŸßŸncenin beden bulduÛu form Ÿzerinden ve form etkisiyle soyut kavramlara, dŸßŸnŸße, duygulanÝma ißaret etmesi. A.E.: Soyut bir ißin soyutlanmÝß bir Ÿretim olmasÝ gerekmiyor. O noktada soyutlama o �ok katmanlÝlÝÛa gšnderme yapan, onu a�Ýmlayan bir etmen olarak ißliyor. Olduk�a figŸratif, gšrsel bir sanat yapÝtÝnÝn anlamÝnÝn soyut olmasÝ gibi, o sanat yapÝtÝnÝn gšrselliÛinin mutlaka onun dŸßŸncesi ile birebir olmamasÝ gibi. KonußtuklarÝmÝza paralel bir durum bu, ve belirttiÛimiz gibi yapÝtÝn kendisi cevabÝnÝ taßÝmÝyor, belki bazÝ seyleri gizliyor ya da hi�bir zaman bulunamayacak cevaplar taßÝyor olabilir. ÒBuz ve DiÛer YerlerÓde ger�ek bir soyutlama, soyut bir soyutlama sšz konusu. Ama �ok gšrsel bir malzemeden �ÝkÝyor bu soyut formlar ve izleyicinin o heykellerin neyin soyutlamasÝ olduÛunu anlamasÝ bilgi verilmeden neredeyse mŸmkŸn deÛil, anlamasÝna, bir cevap bulmasÝna gerek de yok zaten. F.†.: Bu plastik heykeller, oyuncaklardan bulduÛunuz manzaralarÝn bŸyŸk šl�ekte yeniden ve farklÝ renklerde Ÿretilmesi ile ger�ekleßtirilmißti. Ve izleyici manzaralarÝn gšsterildiÛi bir sergi fikriyle heykelleri izlediÛinde bir tŸr tekinsizlik hissiyatÝ ile baßbaßa kalÝyor. Bu tekinsizlik Ÿretimi, sanat yapÝtÝnÝn kendini yeniden Ÿretimini destekleyen bir olgu deÛil mi? A.E.: Evet o gŸvensizlik sorular sormaya ve yanÝtlar aramaya itiyor. Neden bu obje ve neden bu form, bu bir klasik heykel mi, ÝßÝÛÝyla, gšlgesiyle... Bu plastik heykellerin sizin de belirttiÛiniz gibi �ok basit bir formŸlŸ var. OyuncaklarÝ satÝn alÝrken soyutlamanÝn ilk adÝmÝ ger�ekleßmiß oluyor. Plastik heykellerde; i�inde diÛer par�alarla birleßtirilmedik�e kendi formunu ele vermeyen par�alar olanlarÝ se�tim, ya da daha šnce yaptÝÛÝm bronz heykellerde i�inde taßÝdÝklarÝ oyuncaÛa benzemeyen kalÝplarÝ olan oyuncaklarÝ se�tim. Burada zaten baßlangÝ�ta izleyiciden gizlenmek istenen bir ßeyler var. Bronz heykelleri Ÿretirken esas arayÝßÝm bir form bulma �abasÝydÝ ve o formu tesadŸflerle bulmak istiyordum. F.†.: Bir formu tesadŸfŸyle olußturmak kavramÝ �ok �ekici ve ßiirsel ve aynÝ zamanda olduk�a da zor. A.E.: ‚ŸnkŸ form Ÿretmek isteyip istememe arasÝnda gidip geliyorum, ikisinin arasÝndaki bir yolun nasÝl bulunabileceÛi... Bunun �aresini ararken bronz heykelleri olußturma fikri ortaya �ÝktÝ. Daha sonra da bu plastik heykeller. F.†.: Kamusal alana hassas bir yaklaßÝmÝnÝz var. Kamusal alan kelimesi �ok aßÝndÝrÝlmÝß kelimelerden biri. Kamusal alan olmayan yerler bile bazen šyle nitelendirilebiliyor. Sšyleßimiz boyunca kamusal alan kelimesini kullanmadÝnÝz, ortak mek‰n, dÝßarÝsÝ gibi kelimelendirmeleri tercih ettiniz. ÜstanbulÕda iki kamusal alan sergisine katÝldÝnÝz, bu ikircikli durumda nasÝl �šzŸmler bulmayÝ tercih ediyorsunuz? A.E.: Üki sergide de form olarak aynÝ ißi yaptÝm. Bir metropol her zaman bir ßeyler daÛÝtÝr, bir ßeyleri gšstermek ister. Bu sergilerde de o metropolŸn kalabalÝÛÝnÝ, problemlerini, enerjisini veren hareketli bir ßey yapmak istedim. Ülk sergide yaptÝÛÝm olduk�a kißiseldi ve serginin NisantasÝÕnda ger�ekleßiyor olmasÝ kißisel ve romantik, biraz da hŸzŸnlŸ bir iß yaptÝrdÝ bana, k‰ÛÝda basÝlmÝß piramit pasta gšrŸntŸsŸ daÛÝtÝlÝyordu, bana yapÝlan cšmertliÛin karßÝlÝÛÝ gibi bir ßey... Ükinci serginin mek‰nÝ KarakšyÕdŸ. BurasÝ daha problemli bir bšlge, burasÝnÝn politik problemleri ile ilgili bir iß yapmak istedim. BalÝk Ekmek gšrŸntŸlŸ el ilanlarÝ daÛÝttÝrdÝm. Bu da bu bšlgede yapÝlan balÝk ekmek yasaklamasÝna karßÝ bir ßeydi. F.†.: Kamusal alan kavramÝ da kendi i�inde oldukca problemli. Kamusal alanÝn nasÝl tanÝmlandÝÛÝ, beklentileri ve yanÝt verdikleri, Üstanbul šzelinde ŸtopyalaßmÝß bir durumu var. A.E.: Evet, šzellikle Üstanbul zor. Yaya Sergileri de en zor iki alanda yapÝldÝ, hem de birbirinden �ok farklÝ. Ben ilk sergideki davranÝßÝmÝ sŸrdŸrmek istedim, aynÝ formla ama �ok farklÝ anlamlarla. Bremen'de de el ilanlarÝ daÛÝttÝm. Bremen'in problemleri de farklÝ, aßÝrÝ sŸslŸ ve bu nedenle yine �ok karÝßÝk ve aÛÝr. Bu tŸr sŸslŸ, karÝßÝk alanlarda �alÝßÝrken ßehre yayÝlmak ve bu karÝßÝklÝÛa karÝßmak, teslim olmak iyi oluyor bence. Sanat yapÝtÝ sokaklarda dolaßÝyor. F.†.: BerlinÕde bulunan Hamburger BahnhofÕda 2008 yÝlÝnda kißisel sergi a�Ýyorsunuz. Ge�tiÛimiz gŸnlerde gazetede �Ýkan bir haberde bazÝ fonlardan bŸyŸk bŸt�eler alÝndÝÛÝ yayÝnlandÝ. NasÝl bir sergi planlÝyorsunuz? A.E.: EylŸl ayÝnda Hamburger BahnhofÕta, Ekim ayÝnda ise DŸsseldorfÕdaki K21Õde sergim olacak. BerlinÕdeki serginin retrospektif olmasÝ planlanÝyor. YaptÝÛÝm ißi tekrarlamaktan pek hoßlanmÝyorum, o nedenle retrospektif sergisi i�in yeni bir form bulmak istiyorum. AynÝ ißi tekrar gšstermek sÝkÝcÝ. K21'de ise uzun sŸre kalacak ve o yerle ilgili bir iß yapacaÛÝm, yani yer ve zamanla... F.†.: Retrospektif sergiler bazen bir ev šdevi hissiyatÝnda oluyor. Retrospektif sergi i�in davet edilen sanat�Ýlardan, o gŸne dek ger�ekleßtirdiÛi bŸtŸn ißlerini gšzden ge�irmesi ve en iyilerini, en tanÝnmÝß olanlarÝnÝ, en gšze gŸzel gšrŸnenlerini sergilemesi bekleniyor. BazÝ sanat�Ýlar ve yapÝtlar i�in bu sorunlu bir durum teßkil etmeyebilir fakat genellikle her eserin i�ine doÛduÛu bir i�erik ve �evreleyen bir yapÝsÝ vardÝr; ve �oÛunlukla retrospektif sergilerde bu yapÝlar, o ißi olusturan etmenler geri planda bÝrakÝlÝyor. YapÝt kendine yeni bir dayanak noktasÝ olußturmak, yeniden anlamlÝ kÝlmak zorunda kalÝyor. A.E.: Daha šnceden yapÝlmÝß bir ißi bir mek‰ndan diÛerine gštŸrŸrken yeni yerine ve zamanÝna yerleßtirmek zaten benim hep yaptÝÛÝm bir ßey. Bu nedenle retrospektif sergi i�in šnceki ißlerimden yeni yerlerine yerleßecek yeni ißler, diÛer sergi i�in ise yepyeni, �ok uzun bir zamana dayanabilecek ve �ok bŸyŸk, etkileyici bir mek‰nda rahat edebilecek, aynÝ zamanda da �ok sŸrprizli bir iß yapmak istiyorum.. //Bu soylesi Yapi Kredi Yayincilik tarafindan, ayse ErkmenÕin kisisel sergisi icin duzenlenen katalog yayini icin yapilmistir.// Schlieker, Andrea, Tigers, Ships, Helicopters, interview with Ayse Erkmen, 11 April 2005, Goethe Institut, Exhibition catalogue Under the Roof, IKON, Birmingham, UK Diger onerilen projeler ve daha ayrintili bilgi icin: http://www.lwl.org/skulptur-projekte-download/muenster/97/erkmen/index.htm Kusbaskisi Manzaralar, Ayse ErkmenÕin GaleristÕteki ikinci kisisel sergisi ile ayni ismi tasiyan bir video yerlestirmesidir. Video, manzara fotograflarinin birbiri ardina gosteriminden olusnaktadir, bu gosterim inetrnetten yavas bir modem ile goruntu indiriyormuscasina gerceklesir. Awesome, The Physics Room, Christ Church, New Zeland, 2006